Doğu Akdeniz’de deniz sınırlandırılması: Eşit uzaklık mı, hakkaniyet mi?

Deniz hukukuna dair yazılı kurallar (kodifikasyon) oluşmadan önce, uyuşmazlıklar yüzyıllarca yapılageliş/teamül (örf ve adet) hukuku çerçevesinde çözümlenmiştir. Tarihte denizlerle ilgili yaşanan tartışmalar 17. yüzyılda Hugo Grotius’un, “Mare Liberum” (Herkesin malı/Açık Deniz),John Selden’in ise”Mare Clausum” (Kapalı/Sahipli Deniz) fikirleri çerçevesinde başlayıp; 20. yüzyılda Karasuları, Kıta Sahanlığı, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB), İnsanlığın Ortak Mirası ve Deniz Bölgelerinin Hakkaniyet İlkelerine göre sınırlandırılması gibi kavramlarla yoluna devam etmektedir.
Deniz bölgelerinde başlangıçta beslenme (balıkçılık), ulaşım (ticaret) ve savunma (güvenlik) odaklı bir kullanım söz konusuydu. Ancak denizcilik teknolojisindeki gelişimle birlikte, deniz diplerindeki inci, mercan, sünger ve mineral yatakları keşfedilmeye başlanmıştır. Özellikle deniz tabanı ve toprak altındaki petrol ve doğalgaz (hidrokarbon) kaynaklarının işletilebilir hale gelmesi, devletleri egemenlik ve yetki alanlarını denizlerde en üst seviyeye yayma mücadelesine itmiştir.
Bu mücadelenin ilk hukuki temellerinden biri Hollandalı hukukçu Bynkershoek (1702) tarafından atılmıştır. Bynkershoek, karanın deniz üzerindeki hâkimiyetinin “silahların gücünün sona erdiği yer” ile sınırlı olduğunu savunmuş ve dönemin top menzili olan 3 deniz mili mesafe, karasularının sınırı olarak benimsenmiştir. Bu kural, 1782’de İtalyan diplomat Galliani tarafından resmileştirilerek genel bir teamül niteliği kazanmıştır.
Deniz hukukunun yazılı hale gelmesi

Deniz hukukunun gelişiminde 1856 Paris, 1899, 1907 ve 1930 Lahey konferansları etkili olmuştur. Ancak asıl kırılma noktaları BM konferanslarıdır:
-1. Deniz Hukuku Konferansı (1958 – Cenevre): Türkiye dâhil 86 ülkenin katılımıyla gerçekleşmiş ve dört ana sözleşmeden oluşan 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri kabul edilmiştir.
-2. Deniz Hukuku Konferansı (1960 – Cenevre): Karasularının genişliği gibi konularda uzlaşı sağlanamamıştır.
-3. Deniz Hukuku Konferansı (1973-1982): Yaklaşık 10 yıl süren müzakere maratonu sonunda 10 Aralık 1982’de Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) kabul edilmiştir. Sözleşme 1994 tarihinde resmen yürürlüğe girmiştir.
Uluslararası deniz hukuku, genel olarak bu sözleşmelerle yazılı hale gelmiş olsa da, denizlerde meydana gelen sorunları çözme konusunda yetersiz kaldığı alanlar mevcuttur. Dolayısıyla uluslararası deniz hukuku henüz oluşumunu tam anlamıyla tamamlamamıştır ve boşluklar uluslararası........

© Kıbrıs Gazetesi