Eylemlerde hoşgörü sınırlarını aşmak hoş karşılanmaz!

Bugüne kadar çok eylemler gördük. Gün oldu eski Meclis binası avlusuna eşek atılmıştı. Gün olmuş çiftçi ve hayvancıların eyleminde caddeler sütle beyaza boyanmış, gün olmuş Meclis’in kapısı kırılmıştı. Ama şimdiki gibi sanki de düşmancasına vatandaşa ve polise taş atarak onları yaralama olayına tanık olmamıştık.

Demokratik ülkelerde grev bir haktır ve en son başvurulan eylem şeklidir. Gerekli uyarılar yapılır, düzeltilmezse greve başvurulur. Bu durumda işi bırakma eylemi en doğal bir haktır.

Buraya kadar her şey iyi güzel de, eğer ülkenin Cumhurbaşkanı bazı sendika temsilcileriyle görüştükten sonra “Yaşananlardan üzüntü duydum” dediyse, yaşanmaması gereken olayların onaylanmadığı mesajını vermiştir. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Gelişmeleri izliyorum. Yaşananlardan üzüntü duyduğumu söylemek zorundayım” demiştir.

Kriz masası oluşturulmasına ilişkin zorluklar aşılamazken, bazı sendika başkanlarının ‘hükümet düşene kadar grev ve eyleme devam’ ifadeleri nihayi amaç ve hedefin ne olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır. Sendika temsilcilerinin yanı sıra Başbakan Ünal Üstel ile görüşen Cumhurbaşkanı Erhürman, bu durumun bedelini tüm toplumun ödediğine dikkat çekmiştir.

Hak aramak amacıyla yola çıkılırken kaba kuvvete başvurmanın halkımız arasında hoş karşılanmadığı gayet iyi bilinmektedir. Eylemler sırasında atılan taşlardan dolayı görevini yapmaya çalışan birçok polisin yaralanması, eyleme gölge düşürmüştür. Başına taş isabet eden bir polis ile göğsüne bir başka polisin, ayrıca yüzüne vurulan bir darbe sonucu hastaneye tedaviye sevk edilen bir kadın polisin bu şekilde kaba muameleye ve zorbalığa maruz kalması kabul edilemez.

Hükümetin hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısı konusunda seslerini duyurmak, hep birlikte hareket etmek gibi iyi niyetle bir araya gelen sendikacıların iyi niyetini istismar etmek, haklı bir gerekçeye dayanmadığı gibi haksızlığa zemin hazırlar. Olaylı eylemde sağduyulu açıklamaların yapılması memnuniyet verici olmuştur. Nitekim Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, dünyadaki savaşlar ve ekonomik sıkıntılara işaret ederek, eylemde yaşananlara gerek olmadığını, kavgayı değil, barış ve hoşgörüyü artırmayı, orta yolda buluşmayı hedeflediklerini söyledi.

İşte bu! Sendikacılığın çizgisi bu şekilde olmalıdır. Gayet yerinde bir açıklama. Hak arayışı bu gerçekler dikkate alınarak yapıldığında ne taşlar havada uçuşur, ne coplar iner, ne de biber gazı veya su sıkılır. Üstelik vatandaş yara almadığı gibi, ülkede asayişi korumakla görevli polis örgütü de zor kullanmak durumunda kalmaz.

Sonuçta bazı provokatörlerin gönlü olsun diye kaba kuvvete başvurmaları, taş atmaları olgun ve medeni bir halkın geleneğine de yakışmaz. Evet eylem ve grev en doğal bir haktır. Ancak çıkılan yolda adabına uygun bir şekilde yapılmalıdır. Sendika başkanlarının da tasvip etmediği bu çirkinliklerle dolu eylemden ders çıkarılacağını umut ederiz.

Alat – Selkar – Nasıroğlu – Cemgünal

Karşıyaka’nın sevilen çınarı Emine Alat, Karşıyaka’da defnedildi. Ailesi ve sevenleri nur içinde yatmasını diledi. Lefke’nin çınarlarından Emine Selkar ise Lefke’de toprağa verildi. Mekanının cennet olması temenni edildi.

Aslen Erenköy’lü olup Lefkoşa’da sakin ‘Bereketçi Mücahitler’den Nevzat Nasıroğlu’nun kıymetli eşi Latife Nasıroğlu Lefkoşa’da defnedildi. KKTC Basketbol Federasyonu Başkanı Ertuğ Nasıroğlu’nun annesi olan Latife hanımın vefatı ailesi ve sevenlerini kedere boğdu. ‘Işıklar içinde uyusun’ denildi.

Eski postacı ve müzisyen olan, çevresinde sevilen Hasan Cemgünal da Lapta’da toprağa verildi. Ailesi ve sevenlerini yasa boğdu. Nurlar içinde yatması temenni edildi.


© Kıbrıs Gazetesi