Atatürk bayraklarına basmamıştı, onlar bayraklarımızı yakıyorlar… |
Güney’de, Türklere yönelik kin, nefret, düşmanlık tohumları o kadar yeşerdi ki, Rum toplumunu sarmalamış durumda. Geçmişte de belirli zamanlarda Türklere yönelik provokatif eylemler vardı, ancak bu kadar da ileri gidilmemişti.
Demek oluyor ki, bazı etkenler vardır ve etkileri artmaktadır. Nedir bu etkenler?
Öncelikle aile ortamı ve okulda eğitim ile kilisenin etkisi. Çocuklar okullarda Türk düşmanlığı ile eğitilmektedir. Ailede, okulda kin, nefret ve düşmanlık duygularıyla beslenen nesil, bayrak da yakar, çok ağır küfürler de savurur.
Bunların yanı sıra, bir süreden beri Atina’nın tavırları, askeri faaliyetleri, bazı ülkelerden silah ve çeşitli teçhizat alımı, AB’nin şımartmaları, İsrail – Güney Kıbrıs – Yunanistan stratejik iş birliği ve savunma anlaşmaları gereğince Tel Aviv’in kendilerini dürtüklemesi başlıca nedenler ve etkenlerdir.
Başpiskopos Yeorgios, Yunanistan’ın bir süre önce 4 F-16 savaş uçağı göndermesinden duyduğu memnuniyeti belirterek, Ada’daki Yunan varlığının artarak devam etmesi dileğinde bulundu, ‘vatanı kurtarma’ mücadelesinin başarısı için bütün Helenlerin birlik ve ruh birliğine ihtiyaç olduğuna işaret etti.
Başpiskopos, Rum toplumu içerisinde “Cesaretini ve ümidini yitiren, düşmanın propagandasına kapılarak, iki bölgelilikten söz eden, toprağı reddeden, kaderlerine boyum eğmelerini, vatanın çarmıha gerilmesini ve daimi olarak mezarda kalmasını meşrulaştırmalarını” isteyen bir kesim bulunduğunu söyledi.
Peki; Rum lider Nikos Hristodulidis ne dedi? Lefkoşa’nın Rum kesimindeki temas hattında bulunan Aykasyano (Kafesli) bölgesindeki Rum askerlerini ziyaretinde “İşgalle asla uzlaşmayacağız” dedi. Hristodulidis, Güney Kıbrıs’ta diriliş çanları çalmasına rağmen, KKTC’deki kiliselerde çalmadığını söyledi.
Paskalya’daki tahrik edici beyanlar bir yana, kutlamalarda KKTC ve Türkiye bayraklarının yakılması ve eski Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar’ın posterinin de ateşe verilmesine ne demeli? Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komitesi Başkanı Hulisi Akar’ın posterinin altında açılan pankartta, “Bu benim son paskalyam; bu geceyi burada geçiriyorum, gelecek yıl ise Aziz Andreas’ta (Dipkarpaz’daki Apostolos Andreas Manastırı) özgür olarak ibadet edeceğim” ifadeleri yazılıydı.
Başbakan Ünal Üstel, Rum lider, Ortodoks Kilisesi, bazı siyasetçiler ve bazı ‘uluslararası yetkililerin’ kullandığı dilin Ada’da çatışmayı körüklediğini söyledi.
Aslında Kurtuluş Savaşında olup biten bazı gerçekleri Rum halkına arada bir hatırlatmak lazım. Yunan komutanı İzmir’in işgalinde Vali Konağı’na girişte basamaklara serilen Türk bayrağını çiğneyerek girmişti. Ancak daha sonra İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşu üzerine, Türk ordusunun Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, aynı konağa girişinde çizmeleriyle basıp geçmesi için kapı girişine Yunan bayrağı serilmişti. Ancak Mustafa Kemal, oradakilere “Kaldırın şu bayrağı. Bayrak bir milletin, ülkenin şerefidir, sembolüdür” demişti.
Türk Bayrağını yakanlara bu filmi Rumca sözleriyle birlikte sürekli göstermek ve Rumlara hatırlatmak gerekir. Belki Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı bunu yapabilir. Bizden söylemesi.
Donangil ile Mısırlı Lefkoşa’da,
Güden Alayköy’de toprağa verildi
Toplumumuzun sevilen simalarından, değerli dostumuz Okan Donangil’in kıymetli kardeşi Suat Emin Donangil dün göz yaşlarıyla Lefkoşa’da toprağa verildi. Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu Yönetim Kurulu ve kurum çalışanları, “Çok kıymetli çalışma arkadaşımızın vefatı bizi derinden üzmüştür. Merhuma Allah’tan rahmet, tüm eş, dost ve akrabalarına sabır ve başsağlığı dileriz. Mekanı cennet olsun” dediler.
Bu arada yine Lefkoşa’nın bilinen simalarından Hasan Mısırlı’nın dün Lefkoşa’da defnedildiği, tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Sonay hanım, evlatları Duygu Mısırlı, Didem – Asım Yırık, torunları Düşra – Hazan – Alvin ve tüm ailesi, “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığı yer nur, mekanı cennet olsun” dediler.
Diğer yandan Alayköy’ün tanınmış simalarından Nazım Güden’in dün Alayköy’de toprağa verildiği, tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Özden hanım, kızları ve damatları Abdurrahman – Selin Kaplan, Cihan – Damla Özçelik, Mertkan – Seda Deran, Naz Güden, torunları Çınar ve Nisan Özden Kaptan, Mert Deran ve Kerem Özçelik, derin üzüntülerini dile getirdiler, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, nur içinde yatması ve mekanının cennet olmasını dilediler.