Tarihi kırılma noktası: Venezuela olayı

Bir ülke düşünün ki müthiş bir zenginliğin üstünde oturur… 303 milyar varil petrol rezervi ile dünyanın bir numaralı petrol üreticisi ülkesi… Küresel petrol rezervinin beşte biri burada… 6 trilyon metreküplük doğalgaz deposu… 3 milyar ton demir madeni… 320 milyon ton boksit cevheri… 170 ton altın… Henüz hesaba vurulmamış elmas ve koltan yatakları…
O ülkenin adı Venezuela… 916 bin 445 kilometre karelik, 28 milyon nüfuslu bir Güney Amerika ülkesi… Halkının hiçbir ekonomik sorunu yok… Ekonomik refah da tırmanmakta… Kendine özgü demokrasisi var…
*
Tüm dünyanın ilgisi geçen haftanın sonunda işte bu ülkeye yöneldi… Çünkü ABD Başkanı Donald Trump, bu zenginliğin üzerine konmak için aylardır sürdürdüğü yoğun propagandayı artık eyleme dönüştürmüştü… Dikkatler ağır bombardıman altına alınan başkent Karakas’a çekilirken, ABD komando birliği DELTA FORCE da, gizli sığınağı basarak ülkenin cumhurbaşkanı Nikolas Maduro ile eşini paketledi ve New York’a kaçırdı…
Dünyayı sarsan olay, Maduro’nun, ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda bir anlaşma müzakere etmek istemesi halinde ülkesinin buna hazır olduğunu söyleyerek esnemesinden saatler sonra meydana geldi.
ABD müzakereyi değil, vurmayı yeğledi…
*
Bu voyvodalık üzerine dünya bir kırılma noktası daha yaşadı… Bu kırılma noktasına, “uluslararası ilişkilere ve hukuka güç zehirlenmesinin enjekte ettiği güvensizlik” başlığı konulabilir… Uluslararası hukuk mu? Hukukun üstünlüğü mü? Birleşmiş Milletler mi? Demokrasi mi? Egemenlik mi? Özgürlük mü? Halkların iradesi mi? İnsan hakları mı? Ülkelerin güvenliği ve dokunulmazlığı mı?........

© Kıbrıs Gazetesi