Pazartesi notları |
KİMLERLE DANS ETMEKTEYİZ BÖYLE: Radikalleştikçe radikalleşiyorlar… Öyle bir haller ki, durumları değerlendirirken akılcı olmamız, duygusallığa ve romantizme kaçmamamız gerekir… Sağduyulu tespitler ve kararlar için… Bunlarla müzakereye oturmak, uzlaşmaya varmak, sürdürülebilir çözümler bulmak ne mümkün… Türk düşmanlığının kitabını her ortamda yazmakla meşguller hep… Yürüyüp durup Türkiye ile Türklerle uğraşırlar… Türkiye’nin, Türklerin önünü kesmeye çalışırlar canla başla… Soykırım mekanizması EOKA’nın kültürüne ve ideallerine öylesine bağlandılar ki, EOKA olgusunu bulundukları uluslararası kurumlara da bir evrensel kült olarak kabul ettirmeye çalışırlar… Avrupa Parlamentosundaki, Avrupa Birliği içindeki bu bağlamlı girişimleri asla göz ardı edilebilecek türden değildir… Hatırlayalım: ENOSİS’çi ve soykırımcı EOKA’nın ve 1974 kayıplarının anıtını AP’ye dilmeye çalıştılar… Türkiye’nin etkin girişimleriyle bunu başaramasalar da, görüyoruz ki EOKA konusunda sempati rüzgârları estirmeyi başardılar… 1 Nisan EOKA günü yanaşırken AP kürsüsünden ve AB platformundan EOKA için en yetkili ağızlara neler söylettiklerine ağzımız açık tanıklık etmedik mi?. Ama Türkiye ve Türklük karşıtı çok yönlü faaliyetleri duracak gibi değil… Kurumsallaştırılmış bir siyaset halinde doludizgin sürdürülüyor bu faaliyetleri… Rum medyasından öğrendiklerimizdir… Rum AP vekilleri önermiş ve Avrupa Parlamentosunun savunma komitesinde 29 lehte, 5 aleyhte ve 1 çekimser oyla kabul edilmiş.. Kabul edilen karar şu: Türkiye, AB’nin araştırma ve inovasyon alanında en büyük finansman programı olan ve ilk kez savunma sektörünün de hedefler arasına dahil edileceği “Horizon Europe 2028-2034 Programı”ndan çıkarılmış! Etekleri zil çalıyor… Biz de “müzakere de müzakere, uzlaşma da uzlaşmaz, çözüm de çözüm” diye dövünelim… Kimlerle dans etmeye kalkıştığımızı hiç hesaba katmadan… * BU GÖRÜŞLERE NE DERSİNİZ?: İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, kampus projesi için Karpaz’da arazi verilmesi konusu gündemin baş sıralarına oturmuştur… Orman arazisi bu işten zarar görür mü, görmez mi? Kadim, değerli ve uzman çevrecimiz Dr. Orhan Cemali Aydeniz’in bu konudaki görüşlerini dikkate almamız gerektiğini, adresime attığı mektubu okuyunca anladım… Mektubu teşekkürlerimle sunuyorum: “KKTC, dünyamızı tehdit etmekte olan küresel ısınma ve iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgede bulunmaktadır. Ayrıca orman alanımız, olması gereken miktardan azdır. Bilimsel kriterlere göre, olumlu etkilerinin ortaya çıkması için, ülkemizin en az %30’nun orman olması gerekir. Kuşkusuz ki, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) ülkemizde bulunması, kampüs açması ve faaliyeti, halkımızın yararına olacaktır… Bu olgu herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak, bir taraftan yarar sağlanırken zarara sebep olunmaması da önemlidir. Bu çerçevede, ülkemizin genel çıkarı bakımından İTÜ’ne verilen 3500 dönüm orman arazisi karşılığında, Tapu ve Orman dairesi işbirliğinde belirlenecek uygun bir devlet arazisinin orman olarak Tapuya tescil edilmesi isabetli olacaktır. Böylece orman alanımızın azaltılması olumsuzluğu telafi edilmiş olacaktır… Sonuç olarak: 1. Karpaz’da İTÜ gibi tanınmış bir üniversitenin kampüs açması, ülkemize olağanüstü bir değer kazandıracaktır… 2. Karpaz’ın ekonomik bakımdan kalkınması sağlanacaktır… 3. Muadil bir devlet arazisinin tahsisi ile orman alanı azaltılmayacaktır… 4. STÖ ile bölge halkı tatmin edilecektir.”