Hikmet A. Mapolar’ı unuttuk mu?

Mart, çeşitli özel ve tarihi günü sürecinde barındıran bir ay… Bugün de yine özel bir gün… Hikmet Afif Mapolar 5 Mart 1989’da 70 yaşında yaşama veda etti… Bu Mart günü, onun aramızdan ayrılışının 37’nci yıl dönümü… Vefaya ve yetiştirdiği değerlere önem veren bir toplum olamıyoruz ne yazık… Bugün onun aziz anısına, basındaki ve kültürümüzdeki önemli konumuna dair etkinlikler yapılması gerekirdi…Ama ne gezer!.. Hikmet Afif Mapolar’ın kimliği bilinmezse, toplumsal kültürümüze, edebiyatımıza ve basınımıza dair fazla bir şey bilmediğimiz de ortaya çıkar… *** 6 Mart 1989 pazartesi günü yayınlanan Kıbrıs Türk gazeteleri, Hikmet Afif Mapolar’ı şu ifadelerle sonsuzluğa uğurluyordu: “50 yılı aşkın basın tarihimize adını kazıyan değerli Gazeteci -Yazar Hikmet Afif Mapolar hayata gözlerini yumdu.” “Basın babasını kaybetti… O, Kıbrıs Türk Basınının babasıydı…” “O, genç kuşaklara her zaman örnek olmuştur…” “Kıbrıs Türk Basınının değerli ve en kıdemli ismi Hikmet Afif Mapolar’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz.” “Hikmet Afif Mapolar, Kıbrıs Türk Basınının vazgeçilmez isimlerden biri olduğu kadar, Kıbrıs Türklerinin varoluş kavgasında da kalemi ve düşünceleri ile adını basın tarihine, altın harflerle kazımış bir gazeteci yazardır…” “Yazar Mapolar, gazeteci Mapolar, sanatçı Mapolar,  sanatçıyı koruyan Mapolar, toplumunu seven Mapolar, insan Mapolar…” *** “Kitapçı ve yazar Gökmen Bey” olarak da bilinir  Hikmet  Afif Mapolar… Yaşamını kültüre ve Kıbrıs’a dair yazmaya adamış bir değerimizdir… 19 Eylül 1919’da Girne’nin Zeytinlik (Templos) köyünde dünyaya geldi. Doğumundaki gerçek adı “Muzaffer Halil Hacı Kasap”tı. 1940’lı yıllarda ismini “Muzaffer Gökmen” olarak değiştirip resmileştirdi. 1950 yılında ise “Hikmet Afif Mapolar” adını aldı ve bu adla  ünlendi… Girne’de Necm–i Terraki Rüştiyesinde, Mr. Dulzel özel okulunda, Lefkoşa’da bir yıl İdadide ve iki yıl da Shakespeare özel okulunda okudu. İlk yazı ve öykülerini 1931’ de İngilizler tarafından yayınlanan  “EMBROS” adlı 3 dildeki dergide yazdı. Arkasından basınımızda etkin ve tarihi yerleri olan “Masum Millet”, “Söz”, “Vakit” gazetelerinde yazarlık yaptı. Yeni gazeteler gelmeye başlamıştı Kıbrıs Türk Basınına… 1942’ de “Halkın Sesi” nde, daha sonraları “Hürsöz” ve “İstiklal” gazetelerinde köşe yazıları yazdı. *** Kendisi de gazete yayıncısı oldu… 1951 yılında “Memleket” gazetesini, 1962’de ise “Devrim” gazetesini yayınladı. Bu arada dönemin birçok dergi ve gazetesinde yazıları yayınlanmaktaydı… Öyle bir dönem ki, Hikmet Afif Mapolar’sız yayın organı düşünülemezdi.. İlk sinema yazarımız da Mapolar’dır.. Ki o dönemlerde sinema tutkusu Kıbrıs Türkünün yaşam biçiminde yer alan vazgeçilmez bir olaydı… İstanbul’dan ithal edilen ve binlerce izleyici çeken Türk filmlerinin “prova” denen ilk gösterilerini karanlık salonda izler ve arkasından da filmin yorumunu gazete köşesinde yapar, sinemacıların basıp dağıttığı reklam broşürlerinin üzerine de senaryonun bir özetini yazardı… Tiyatro oyunları da kaleme alan Mapolar, ilgili gazete yazıları ile ilk tiyatro eleştirmenlerimizden biri olarak da bilinir… Ama onun edebiyatımızdaki en önemli özelliği, en üretken roman yazarımız olmasıdır…   * İlk edebiyat yapıtlarına “Muzaffer Gökmen” olarak imza atan Mapolar, henüz 17-18’li yaşlarında iken roman yazmaya başladı. İlk romanlarını uzun hikâyeler şeklinde yazan Mapolar’ın 21 romana imza attığı, ama bunlardan sadece 14’üne ulaşılabildiği bilinmektedir… Kayıp romanları çoktur… “Memleket”, “Hürsöz” ve  “İnkılâp” gazetelerinde tefrika edilmiş romanları da var ki, bunlar kitap haline getirilip basılamadı… Örneğin bazı pasajları bilinen “Kahraman Kaplan” ve “Diken Çiçeği” adlı romanlarının tam metinlerine ulaşılamadı. Onun son yapıtlarından sayılan “Şantöz”, “Potuğun Pembesi” ve “Asu’nun Dönüşü” adlı romanları, gerçek roman formatına uygun bir şekilde kaleme alındı ve basıldı. Kendi yaşam öyküsünü de içeren “Köknal” (1952) adlı romanı en güzel yapıtlarından biri olarak bilinmektedir. Kıbrıs kokan öykülerini içeren bazı yapıtları ise şunlardır: “Toprak Aşkı” (1943), “Kahve Fincanındaki Aşk” (1943), “Meşale” (1942) “Altın Şehir” (1943). Roman ve oyunlarından bazıları: “Son Damla” (1937), “Diken Çiçeği” (1938), “Son Çıldırış” (1939), “Kendime Dönüyorum” (1943), “Mermer Kadın” (1948), kendi özel aile anılarını da içeren “Üçümüz (1954) ve  “Beyaz Gül” (1962). Merhume Suna Atun’un yoğun ve vefakâr çalışmalarıyla üstadın bazı romanları Samtay Vakfı tarafından basılarak yeni nesillere sunulmuştur… *** Onun Lefkoşa’nın merkezinde açtığı “Kitap Sarayı”na da değinilmeden geçilemez… Kıbrıs Türk kitapçılık tarihinin en büyük dönüm noktası sayılır bu kültür mekânı… O dönemde Türkiye’de bile bu boyutta ve çapta kitapçı dükkânı yoktu… Kültür ve sanat sergilerinin de açıldığı, Türkiye’den gelen gazete ve dergilerin dağıtımının yapıldığı “Kitap Sarayı”ndan nice aydınlarımız ve sanatçılarımız da gelip geçmiştir…. Atatürk Meydanı’na açılan Mecidiye Sokağı’ndaki o kültür evi, çok büyük bir kitapçı dükkânı olmasının ötesinde, Kıbrıs Türk aydınlarının toplanıp Mapolar ile sohbet ettikleri, basına ve kamuoyuna da düşüncelerin yansıtıldığı önemli bir kültür merkezine dönüşmüştü bir dönem…


© Kıbrıs Gazetesi