Güncel Çeşitleme |
KENDİMİZE GELELİM ARTIK: Anavatan Türkiye’den, 10 milyarı kamu maliyesine, geriye kalanı savunma ve alt yapı giderlerine 25 milyar TL daha… Anadolu halkının vergilerinden, yüzde 80’den fazla vergi kaçağı olan KKTC’ye göz yaşartıcı jest… Teşekkürler Anavatan Türkiye… Tam donanımlı bir kolordu da kritik güvenlik sorununa karşı, Orta Doğu’nun bu sımsıcak bölgesinde, KKTC’de barış ve huzur bekçiliğinde.. Bu cömert destek ve olanaklar Yemen’in Husilerine sağlansa vallahi o Yemen çölünü Ortadoğu’nun İsviçre’sine dönüştürürler… Ve orada kardeşçe barış ve refah içinde yaşarlar. Biz ise KKTC’de ne yapıyoruz? Kesinlikle adına “demokrasi” demeyeceğim… Ama, siyaset ve ideoloji adına kısır oyunlarla ve hatta şiddetle iştigal ediyoruz… Hem de birbirimizin boğazına kin ve nefretle sarılarak. Ne olur, bir silkinelim de kendimize gelelim artık be kardeşler… * ACİLEN BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLER: TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz üstüne basa basa kararlılıkla yineliyor: “KKTC’yi Doğu Akdeniz’in yıldızı yapacağız.. KKTC’yi kalkındırmak öncelikli görevimizdir…” Ünal Üstel Hükümeti ile Ankara arasındaki dördüncü mali iktisadi protokol artık yürürlükte… Daha önceki 3 protokolde KKTC’ye toplam 40 milyar TL hibe edilmişti… Bu son protokolle hibe edilen miktar 25 milyar TL’dir… Yani toplamda 65 milyar TL… Nedenleri ne olursa olsun, Ünal Üstel Türkiye’den en fazla mali kaynağı sağlayan KKTC Başbakanı oldu… Bu protokoller dışında Türkiye’den başka kanallardan ve fonlardan da sağlanan ek yardımlar vardır, göz ardı edilemez… Belediyelerimizin de Türkiye belediyeleriyle kurdukları olumlu ilişkilerden sağladıkları destek kayda değer orandadır… Türkiye ile ilişkide olan derneklerimiz için de durum aynı… Vurgulanmadan geçilemez ki, Lefkoşa Barbaro Burcu’nda, Mücahitler Sitesi’nde yaratılan “Kıbrıs Türk Tarih Kültür Ve Milli Mücadele Müzesi”nin oluşturulabilmesine, Ankara Etimesgut Belediyesi milyonlarca TL harcadı… Ve müzenin geliştirilebilmesi adına halen bu harcamalar sürmektedir. Lefkoşa’da gözümüzün önünde gerçekleşen olay… Ya da başyapıt… Halâ ziyaret etmeyen varsa gitsin ve bu başyapıtı tarihi yerinde izlesin… Gerçekten görülmeye değer.. KKTC en çok turisti Türkiye’den alır… KKTC üniversitelerinde okuyan ve ülkeye katma değerler sağlayan öğrenci çoğunluğu da yine Türkiye’den… Türkiye’den çağıl çağıl akmakta olan bu yardımlar KKTC’nin ayakta durabilmesini sağlayan başlıca destektir… Ülkemize akan bu muazzam parasal desteği yine kendi ülkemizde tutarak yeni yerel kaynaklar yaratmak, Türkiye halkının vergilerinden kaynaklanan bu cömert desteğin bize yüklediği öncelikli vecibe olmalı… Ekonomimizin gittikçe büyüyen ölçekte Güney’e yönelmekte olduğuna dair yakınmaklar miadını doldurmuştur… Artık icraat zamanı… İcraata geçmeli bu sorunu çözebilme adına… Kaynaklarımızı KKTC ekonomisi içinde tutarak daha da zenginleştirmek, ele alınması gereken acil meselemizdir… Paramızın gürül gürül Güney ekonomisine akması vergiler bağlamında devletimizin hazinesini de boşaltmaktadır… Katma değer vergilerimiz de Güney Kıbrıs kamu maliyesine akmakta… Gerekli katmanların bir ekonomi zirvesi yaparak, kaynaklarımızın ülkemizde kalabilmesi, tüketim enflasyonunun hızla aşağıya çekilebilmesi, bunalımdaki tüketici halkın rahatlatılabilmesi ve yüzde 80’i aşkın kayıt dışı ekonominin üzerine yürünebilmesi adına çareler üretmeleri gündemimizin elzemidir…
KARANFİL DEVRİMİNİ ANIMSAMAK: Şiddetin, öfkenin ve kinin yer almadığı eylemler de yapılabilir… Yakın tarihte çiçeklerle yapılan ve en fazla bilinen kitlesel eyleme 1974’de Portekiz’de tanık olundu… İktidarı protesto için sokağa dökülen halkın önüne silahlı askerler çıkarıldı… Halk bu askerlerle karşı karşıya kaldığında şiddete başvurmadı… Askerlerin silahlarının namlularına karanfiller taktı.. “Karanfil Devrimi” adıyla tarihe geçen bu olay sadece Portekiz’de değil, tüm dünyada yankılar yarattı… Ve küresel yankılar da o kadar etkili oldu ki, hükümet hem almak istediği kararlardan vazgeçti ve hem de “sorunları yönetebileceklerini iddia edenler buyursun gelsinler” diyerek iktidarı bıraktı… Şiddetsiz bir şekilde yönetimi değiştiren Karanfil Devrimi, barışçıl değişimin sembolü olmuştur. Ama küresel tarihin en büyük ve efsanevi barışcıl devrimi hiç kuşku yoktur ki Mahatma Gandi’nin katı ve mutlak İngiliz sömürgeciliğinin sonunu getiren şiddetsiz, silahsız ve kansız pasif direniş devrimidir…