menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geri gelmeyen Çağlayan

17 0
07.06.2026

Geçen hafta, “Nerede o eski bayramlar” modunda sıcaklığını hâlâ koruyan anılar anlatıldığında Lefkoşa’nın Çağlayanı bir kez daha nice söylemde çağladı… Sözlerde, ekranlarda ve mikrofonlarda… Yıllanmış belleklerde hep yazılı olan, en coşkulu bayram yerlerinin de kurulduğu bu nostaljik semtin eski güzelliklerini anlatmaya hiçbir sözün yeterli olamadığına bir kez daha üzülerek tanıklık ettim Çağlayan konulu o anılarda… 1950’li yılların başından başlayarak 70’li yıllara dek Çağlayan, sadece başkentin değil, Kıbrıs’ın da önde gelen, gözde eğlence bölgelerindendi. Surlar içindeki yaşam Lefkoşalılara dar gelmeye başladığında yeni bir yerleşim ve açılım alanı olarak göze kestirilen ilk bölgeydi orası. Surların ötesini bilinmezliklerle yüklü derinlikler olarak algılayan Lefkoşalılar, geceleri kapıları kapanan surların içindeki “kalebent” yaşamını, güvenliklerinin ve huzurlarının gereği olarak görürlerdi. Ta 40’lı yılların başına dek… Baf, Mağusa ve Girne kapıları, surların geçit verdiği 3 ahşap dev kapıydı… Bu kapılardan dışarıya çıkmanın sınırlı amaçları vardı. Ya diğer kasabalara gitmek, ya kırsalda gezebilmek, ya da dericilik, çiftçilik gibi işlerde çalışabilmek için çıkılırdı bu kapılardan dışarıya. Surların civarında dolananlar da gecenin karanlığı bastırmadan tekrar güvenli kalelerine dönerlerdi. Geceleri, kırlardan gelen kurt-çakal sesleri surlara çarpıp yankılanırdı. Karanlığın içinden Trodos dağlarından kopup gelen ve surların kıyısından geçip Mesarya ovasına yönelen Kanlı Dere’nin şırıltıları duyulurdu. Yaz aylarında bile… Derenin Lefkoşa’ya yakın kıyılarına dericilik yapanların kurduğu ilkel atölyeler yerleşmişti. Bugünün lüks güzergâhı o ünlü Dereboyu (Mehmet Akif Caddesi), adlarına “debbağ” denilen deri işletmecilerinin kötü kokulu mekânıydı… Hayvan postlarının dayanılmaz kokusunu rüzgâr buradaki kirli ve ilkel atölyelerden alıp, Lefkoşa’nın içlerine dek taşırdı…Bilemezsiniz ne pis bir kokuydu o!.. Rüzgâr Beşparmaklar’dan esmeye görsün; Lefkoşa tümden leş koku moleküllerinin egemenliğine girerdi… *** Surların içi büyüyen nüfusu barındıramaz duruma gelince Türk ailelerin surlar dışında ilk........

© Kıbrıs Gazetesi