Gergin bir haftanın eşiğindeyiz |
Sonuç getirici diyalog ve uzlaşma sağlanamıyor… Genel grev ve eylemler yarın da sürecek… Bizi gergin bir hafta bekliyor… Küresel gerginlik bizim ülkemize de bulaştı doğal olarak… Yükselen tansiyonun tezahürleri sahaya indi… Gelgelelim, global gerginliğin sorumlusu olan küresel savaş baronlarıyla değil, birbirimizle uğraşıyoruz… Ancak bu kadar “dünyalı” yız biz KKTC olarak… *** Dozunun şiddete varması ve hatta kan akması dolayısıyla hayli üzüntü yaratan son grev ve eylemlerin toplum üzerindeki etkisinin olumsuz olduğu görüldü… Şiddet insanlarımızı ürpertiyor… İnsanlarımız şiddete kesinlikle “hayır” diyor… Nabzın bu şekilde attığını ekranlara yansıyan vatandaş söyleşilerinde de gördük… Anayasal hak olan grev ve eylemlerin şiddete yönelmemesi ve buna yol açmaması sağduyunun gereğidir… Grev ve eylemlerin diyaloga ve uzlaşmaya şans tanıyacak yapıcı bir atmosferde gerçekleşmesi özlenendir… Demokrasisi ile ve barışçıl karakteri ile övünen bir toplum isek bunun gereklerini hepimiz yerine getirmeliyiz… Bu gereksinimde istisnalar çıksa da, o istisnalar mutlak kaidemizi bozmamalı… *** Polisimizin, hafta içinde, aşırı ve kontrolden çıkmış o gerginlikte basınçlı su ve biber gazı kullanmak zorunda kalmasını eleştirenler var… Ah keşke işler o üzücü boyuta varmasaydı.. Bizim nesil bu tür durumları İngiliz Sömürge Yönetimi dönemindeki sokak gösterilerinden hatırlar… Çocukluk anılarımızı sakatlayan çok acı yaşanmışlıklar… Bugünün çocuklarının anılarını da sakatlanmalara maruz bırakmayalım… Ne olur!.. *** Acılarla yüklenmiş bir nesil olarak, kan ve can pahasına, tırnaklarımızla kurduğumuz kendi devletimizde kara nostaljinin o acı sahnelerini çağrıştıran durumlara asla tahammülümüz yoktur… Yaşananlara bugünün küresel gerçekleri ışığında akil bir gözle de bakmasını bilmeliyiz… Eğer küresel gelişmelere duyarlı isek ve demokrasiyi gerçekten içselleştirebilmişsek… *** Gündemi sarsan o gerginlikte atılan taşların ve indirilen darbelerin altında yaralanan güvenlik görevlilerimizin haberlerini ve fotoğraflarını medyamızın sadece bir bölümü yayınladı… Medyamızın geriye kalanının olayın bu kısmını karartmasına ne buyrulur?.. *** Evet, anayasal hak olan grev ve eyleme güvenlik gücümüzün o şekilde müdahalesi asla olmamalı… Bize sömürge günlerini anımsatacak sahnelerden kaçınılmalı… Peki de, algıyı şekillendirmek ve büyültmek kastıyla polisimizi buna zorlayanlara ne demeli?.. Anayasal hak olarak görülen bir eylemde taş ve sopa yağmuru ve Meclis’in basılmak istenmesi de olmaz ki.. Aslında halkın malı olan Devlet malına zarar vermek olmaz ki… Aldığı “koruma” görevini yerine getirmekle yükümlü olan polisin üstüne kitlesel yürümek olmaz ki… Emir komuta zinciri içinde orada görevini yapan vatan çocuğu polisleri yaralamak da olmaz ki… İşte şiddet şiddeti davet ediyor böylece… Hiç istenmeyen durumlar çıkıyor ortaya… *** Demokrat isek bilmeliyiz ki, demokrasi uzlaşma rejimidir… Hiç şiddetsiz, birbirimizle diyalog kurmayı ve birbirimizle uzlaşmayı bileceğiz… Bu yapılırsa mutlaka bulunur asgari müşterekler… Ki bu asgari müştereklerin en önemlisi ve en fazla muhtaç olduğumuz nedir?. “Toplumsal barış”tır… *** Yine gergin bir haftanın eşiğinde iken, toplumun her kesiminden, evet her kesiminden aldığı güven oyuyla seçilen Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman’ı, bizi de sarmalına alan bu küresel kritik günlerde toplumsal barışı ve uzlaşmayı sağlamanın başrolünde görmek isteriz…