Yuppi! Yapay kan geliyor, yaşasın!
Bilim insanları yine boş durmamış. Japonya'dan öyle bir haber geldi ki, insan ister istemez "Artık bu dünyada doğal kalan ne var?" diye düşünüyor.
Evrensel yapay kan geliştiriliyormuş.
Öncelikle alkışlayalım. Gerçekten alkışlayalım. Çünkü bu, milyonlarca insanın hayatını kurtarma potansiyeline sahip çok önemli bir bilimsel gelişme. Acil durumlarda, afetlerde, savaşlarda, kan bulunamayan bölgelerde kullanılabilirse insanlık adına büyük bir adım olur. Bilim, işte tam da bunun için var.
Fakat haberi okuyunca benim aklım başka yere gitti:
Biz zaten uzun zamandır "yapay" bir hayatın içinde yaşamıyor muyuz?
Sabah kalkıyoruz, yapay tatlandırıcılı kahve...
Kahvaltıda; katkılı sucuk, katkılı salam, katkılı sosis...
Öğlen; yapay aromalı meyve suyu...
Domates desen çocukluğumuzdaki domates değil. Patates desen eskisi gibi kokmuyor. Çilek desen çilekten başka her şeye benziyor. Karpuzun tadı salatalıkla anlaşma yapmış. Salatalık zaten suyla ortaklık kurmuş. Tavuk dediğimiz ise civcivken birdenbire üç haftada yenecek kadar büyüyüveriyor.
Bir tek fiyatlar doğal...
Onlar organik şekilde büyüyor!
Şimdi bunların arasına bir de yapay kan geliyor. Haydi hayırlısı…
Yakında doktor soracak:
"Kanınız doğal mı, premium yapay mı?"
YAPAY DÜNYAYA ÇOKTAN ADIM ATMIŞTIK
Sonra dönüp etrafıma bakıyorum.
Yapay kan daha laboratuvarda...
Ama yapay dudak, ooo o çoktan sokakta.
Dudak o kadar büyük ki, konuşurken önce kendisi geliyor, sahibi beş saniye sonra yetişiyor.
Yapay kirpikler desen... Hanımefendi gözünü kırpıyor, odadaki perdeler hareket ediyor. Kirpik değil, mübarek, mini güneşlik. Rüzgârlı havalarda trafik işaretleri dikkatli olmalı.
Daha pek çok implant...
O konuda yorum yapmayayım diyorum ama olmuyor. Eskiden insanlar "kalbi güzel olsun" derdi. Şimdi estetik merkezinin taksit seçenekleri hepsinden daha çok konuşuluyor.
Bir de filtreler var…
Telefon kamerası öyle bir çalışıyor ki, fotoğraftaki kişiyle nüfus........
