Türkiye’nin kayıp gençliği: 5 milyonun sessiz çığlığı

Türkiye Gazetesi’nin TÜİK verilerine dayandırarak gündeme taşıdığı tablo, aslında yeni bir şey söylemiyor. Ama acı olan herkes biliyorken, kimsenin tam olarak konuşmak istememesi.

15–29 yaş aralığında 4,7 ila 5 milyon genç, ne eğitimde ne de iş gücünde.

Bu sayı sadece bir istatistik olarak görülmemeli.

Bu, bir ülkenin geleceğinin sessizce sistemin dışına itilmesidir.

Bu durumu daha sert söylemek gerekirse:

Bu, kaybolan bir neslin fotoğrafı değil; göz göre göre oluşan bir sosyal kırılmadır.

YALNIZCA RAKAMLAR DEĞİL, GERÇEKLER KONUŞUYOR

Ekonomik literatürde bu gruba verilen isim:

NEET (Not in Education, Employment or Training)-(Çevirisi: Eğitimde veya istihdamda değil).

Bu tespite verilen isim ne olursa olsun gerçek değişmiyor:

* Mesleki bir yola giremeyen milyonlarca genç…

Burada karşımıza çıkan en tehlikeli yanılgı ise şudur:

“İşsizlik var” demek artık yeterli değil.

Çünkü mesele işsizlik değil, hayata tutunma mekanizmalarının çökmesidir.

GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN HAYATLAR

Bu 5 milyon genç sokakta görünmüyor olabilir.

Ama bu, onların “iyi” olduğu anlamına gelmez.

* Aile evinde yaşıyor,

* Geçici işlere girip çıkıyor,

* Sınavlara hazırlanıyor ama hayatı sürekli erteliyor,

* Sosyal çevresinden yavaş yavaş kopuyor.

* Ertelenmiş gelecek,

* Sürekli kıyaslanan hayat,

* Sessiz bir içe kapanma…

SESSİZ ÇÖKÜŞLE GELEN PSİKOLOJİK BİR KRİZİN HARİTASI

Bu tabloyu yalnızca ekonomik bir veri olarak okumak büyük hata olur.

Çünkü burada asıl kırılma psikolojiktir.

Uzun süre eğitim ve iş hayatı dışında kalan gençte şu döngü başlar:

1. “BEN EKSİĞİM” DUYGUSU

Toplum başarıyı sürekli görünür kıldığı için genç, kendini akranlarından geri kalmış hisseder.

Başarısızlıklar arttıkça yeni denemeler de azalır.

3. SOSYAL GERİ ÇEKİLME

Arkadaş çevresi........

© Kayseri Gür Haber