Spagetti Kâsesine “Bu” Baharat Fazla mı? Ya da Serbest Ticaret Anlaşmaları Ne Değildir?
Spagetti Kâsesine “Bu” Baharat Fazla mı? Ya da Serbest Ticaret Anlaşmaları Ne Değildir?
Dünya ticareti DTÖ’deki çok taraflı “uzlaşısızlıktan”, ikili anlaşmalara yönelirken, şimdilerde art arda imzalanan serbest ticaret anlaşmaları korumacılığın geri dönüşü demek olmayabilir.
Hindistan ile Avrupa Birliği arasında, görüşmeleri neredeyse yirmi yıla yayılan serbest ticaret anlaşması (STA) müzakerelerinin 27 Ocak 2026 itibarıyla sonuçlandığının duyurulması, Türkiye’de Gümrük Birliği’nin “modernizasyonu” tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Özellikle Türkiye’deki otomotiv ve tekstil sektörleri için, imzalanan Hindistan-AB STA’sı sonrası ortaya çıkabilecek rekabet dezavantajlarının altı çizildi. Ben buraya “muhtemel”, “olası”, “olabilecek” gibi tüm ihtimal belirten Türkçe ifadeleri sıralayabilirim; ancak konu ile ilgili tartışmalardaki kesinlik ve iddialılık, uzun süredir yazmayı düşündüğüm korumacılık, gümrük vergileri ve ticaret anlaşmaları üzerine yazmam için itici bir güç oldu. 1990’larda “küreselleşen dünyamız o kadar da küreselleşmiyor olabilir mi” demek nasıl matah değilse, şimdilerde de “korumacılık, ticaret savaşı ve gümrük vergilerini abartıyor olabilir miyiz” demek pek matah değil, farkındayım. Ancak hem gümrük vergileri dolayımıyla konuşulan ticaret savaşları ve korumacılık tartışmasına bir çerçeve çizilmesi hem de ticaret anlaşmalarının aslında ne olduğunun açıklanması gerekiyor. Dolayısıyla bu yazıda, ekonomi medyasına kışkırtıcı gelebilecek iki temel iddia var : 1) Gümrük vergileri meselesinde havuzda (bir kaşık su olmadığının farkında olarak) fırtına koparılıyor, 2) Ticaret anlaşmaları olduklarından fazla abartılıyor. Yeterince kışkırtıldı isek, gümrük vergilerinin özellikle mal ticaretinde dünya ticaretinin hâlâ ihmal edilebilir bir olgusu olduğunu söyleyebiliriz. Yeni ticaret anlaşmaları da ikili, çoklu ve bölgesel anlaşmalar yumağı haline gelmiş dünya ticareti diplomasisine -ya da yeterince dolu spagetti kâsesine- atılan yeni bir çeşniden ibaret.
Trump I ve Trump II dönemlerinde gündemden düşmeyen ticaret savaşları ve artırılan gümrük vergileri, neoliberal serbest ticaret döneminin sona erdiği ve korumacılığın yükselişe geçtiği iddialarına temel oluştursa da, dünya ticaretinin regülasyonu, “neoliberal uzlaşı” döneminin bile en uzlaşılmayan başlıklarından biriydi. Trump’ın gümrük vergileri performansında karşımıza çıkan sürecin yerli firmaların yurt dışından ithal edilen ürünlere karşı kayrılmasını hedefleyenkalkınmacı bir büyüme modeli stratejisinden uzak olduğunu belirtmek gerekiyor. Dolayısıyla, bu dönemi salt korumacılığın geri dönüşü olarak görmek için yeterince güçlü bir zemin yok; ancak ortada bir “forum değişikliği” olduğu muhakkak.
Spagetti Kâsesi ve Forum Değişikliği
İktisat literatüründe serbest ticaret savunusunun en önemli isimlerinden Jagdish Bhagwati’nin 1995’te ortaya attığı “Spagetti Kâsesi” (Spaghetti Bowl) metaforu, dünya ticaretinde ikili ve bölgesel anlaşmaların çoğalmasının yarattığı karmaşıklığı anlatmak için kullanılır. Her yeni anlaşma, kâseye........
