Türkiye’de Enflasyonu Anlamak (I): Farklı Rejimler, Farklı Dinamikler |
Türkiye’de Enflasyonu Anlamak (I): Farklı Rejimler, Farklı Dinamikler
Aynı küresel şoklar bazı ülkelerde geçici fiyat artışları yaratırken Türkiye’de neden daha kalıcı ve yüksek enflasyon ortaya çıkıyor?
Bu yazı dizisinde yüksek enflasyon dinamiklerinin düşük ya da ılımlı enflasyon dönemlerinden farklı olabileceği fikrinden hareketle Türkiye’de yüksek enflasyonun kaynaklarını tartışmayı planlıyorum. Konuya girizgâh yapmak için önce enflasyonun uzun dönemli seyrine ve ülkeler arası farklılaşmalara bakarak Türkiye’nin deneyimini küresel bağlam içinde ele alacağım. Literatürdeki başlıca enflasyon anlatılarını ise yazı dizisinin ikinci bölümünde tartışacağım.
Küresel enflasyon dinamikleri ve Türkiye’nin ayrışan deneyimi
Türkiye’deki enflasyon dinamiklerini daha iyi anlayabilmek için önce küresel enflasyon eğilimlerine ve ülkeler arasındaki farklılaşmalara bakalım. Şekil 1, gelişmekte olan ülkeler (GOÜ), gelişmiş ülkeler (GÜ) ve Türkiye’de TÜFE enflasyonunun zaman içindeki seyrini göstermektedir. Belki malumun ilamı olacak ama enflasyon GOÜ’lerde gelişmiş ülkelere nazaran hem daha yüksek hem de daha dalgalıdır. 25. ve 75. yüzdelikler arasındaki alan ise ülkeler arasında enflasyon dinamiklerinin çok daha heterojen olduğunu vurgulamaktadır. Bununla birlikte küresel enflasyon dinamiklerinde belirgin bir dönemsel ayrışma da dikkat çekmekte: 1970–2000 döneminde ortalama yıllık enflasyon GOÜ’lerde yaklaşık 2,5, gelişmiş ekonomilerde ise ,4 civarında. 2000’li yıllardan itibaren ise birçok ülkede daha düşük ve görece istikrarlı bir enflasyon dönemine geçilmiştir. Bu küresel dezenflasyon eğilimi çoğu zaman enflasyon hedeflemesi rejimlerinin yaygınlaşmasıyla açıklansa da aynı dönemde üretkenlik–ücret makasının açılması, emeğin pazarlık gücünün zayıflaması, ücret artışlarının baskılanması ve üretimin küresel ölçekte yeniden örgütlenmesi gibi süreçlerle ilişkilendirilebilir.
Şekil 1. Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ekonomiler ile Türkiye’de Enflasyonun Seyri (1970-2024)
Notlar: Enflasyon verisi tüketici harcamalarını temsil eden bir mal ve hizmet sepetindeki tüm fiyat değişimlerini kapsayan TÜFE’ye dayalı yıllık fiyat değişimidir. Çeyreklik veriler; yıllık yüzde değişim (logaritmik). Çizgiler ülke grupları için medyan enflasyonu, gölgeli alanlar ise ülkeler arasındaki çeyrekler arası aralıkları (IQR) göstermektedir. GOÜ: gelişmekte olan ülkeler; GÜ: gelişmiş ülkeler. Şekilde yer alan gri dikey kesiksiz çizgileri oluştururken şu dönemlendirme izlenmiştir: 1970–1985 Yüksek Enflasyon dönemi (iki petrol şoku ve Bretton Woods sonrası nominal çıpanın kaybı), 1986–2000 küresel dezenflasyon dönemi, 2001–2021 düşük ve görece istikrarlı enflasyon dönemi.
Kaynak: Ha ve ark. (2023) verilerine dayalı yazarın kendi hesaplamaları.
Türkiye’nin enflasyon deneyimi ise bu genel eğilimden asimetrik biçimde ayrışmakta. 2001 krizinin ardından esnek kur rejimine geçildi ve daha sonra önce örtük, ardından açık enflasyon hedeflemesi benimsendi. Bu politika çerçevesi uzun süre enflasyondaki düşüşün başlıca açıklaması olarak sunuldu. Ancak bu dönemi yalnızca para politikasının başarısıyla açıklamak pek ikna edici görünmüyor. Çünkü yüksek büyüme ile görece düşük enflasyonun bir arada görüldüğü bu yıllar aynı zamanda bol küresel likidite, güçlü sermaye girişleri ve Türk lirasının reel olarak değerlendiği bir döneme denk geliyordu. Ayrıca emeğin pazarlık gücündeki gerileme ve reel ücretlerin baskılanması da maliyet baskılarını sınırlayarak enflasyonun görece düşük seyretmesine katkıda bulundu.
2010’ların ortasından itibaren ise tablo değişmeye başladı. Büyümenin sürdürülmesi giderek daha fazla kredi genişlemesine dayandırılırken küresel finansal koşullar da önceki döneme göre daha az destekleyici hale geldi. Bu değişim özellikle 2018’de kritik bir kırılma noktasına dönüştü. ABD para politikasındaki sıkılaşma, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarındaki zayıflama ve Türkiye’ye özgü siyasi-finansal gerilimler bir araya gelince Türk lirasında sert bir değer kaybı yaşandı. Böylece ekonomi, kur oynaklığı ile yüksek enflasyonun birbirini beslediği bir döngüye girmiş oldu (Mutlugün, 2025). Küresel enflasyon dalgası 2021 sonrasında birçok ülkede zayıflarken Türkiye’nin bu eğilimden belirgin biçimde ayrışması da bu kırılmanın sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor. Nitekim 2001 sonrası dönemde ortalama enflasyon gelişmiş ekonomilerde %2,8, GOÜ’lerde %6,4 iken Türkiye’de ,3 olarak gerçekleşmiştir.
Bu genel çerçeveyi biraz daha somutlaştırmak için enflasyonun bileşenlerine baktığımızda Türkiye’deki fiyat dinamiklerinin önemli ölçüde dış şoklarla bağlantılı olduğunu görüyoruz. Gıda fiyatlarının tüketim sepetindeki payı GOÜ’lerde gelişmiş ekonomilere göre daha yüksektir. 1995........