Trump ‘Fars Baharı’ mı istiyor? |
Bir ara hepimiz devrimciydik. Solcular Marksist-Leninist bilemedin Maoist devrim istiyordu biz İslam Devrimi. Ülkücülerin ‘Milli devlet güçlü iktidar’ sloganı da bir çeşit ‘milli’ devrim çağrısı sayılabilirdi. Karşılaşmalarımızda, eğer kavga etmiyorsak aynı telden çalıyorduk. Biz geleceğiz vahşet bitecek. Biz geleceğiz sömürü bitecek. Daha aklınıza hangi kötü şeyler geliyorsa, hepsi bitecek. Herkes mutlu olacak.
Bir şehirlerarası otobüste solcu bir akranımla tartıştığımızı hatırlıyorum. Ben aklım erdiği kadarıyla İslam’ın adaletini, eşitliğini, güzelliklerini anlatıyorum.
“Senin özlediğin düzenin örneği dünyada yok” dedi bana.
“Geçmişte vardı” dedim.
“O geçmişte kaldı” dedi.
“Senin düzeninin örneği var mı?” dedim.
“Var” dedi, “Şu anda Arnavutluk’ta uygulanıyor.”
Hey gidi Arnavutluk! Enver Hoca’nın memleketi. Din bile yasaktı. Sıkı bir komünist rejim. Ama iyi kötü uygulanıyordu. Gitti şimdi.
Bizimki o sıralar hiçbir yerde yok.
İran İslam İnkılabı böyle bir mevsime denk geldi. Bir dergi kapağından hatırlıyorum. Hicret’ti galiba. “Her Nemrut’a bir İbrahim, Her Firavuna bir Musa, Her Şah’a bir Humeyni.”
Kulağımıza hoş geliyordu.
Zamanla, hayatı gördükçe, insanları gördükçe, ülkemizi ve dünyayı okudukça, tarihi okudukça, ütopyalarımızın, hiç kimsenin ütopyasının gerçek olamayacağını öğrendik.
Ütopya lazımdır, insana kuvvet verir, enerji verir. Büyük ihtiyaçtır.
Ama mümkün değildir.
İran için de........