Bütün zalimler birbiriyle akraba
Ortaokul ve lise müfredatında İslam Tarihi’ne dair bölümler vardı. Ama galiba Kerbela hadisesi yoktu. Var idiyse bile hafızamda izi kalmamış.
Devlet büyüklerimizden başlayarak toplumumuzun aşağılarına doğru, tarihimizin can sıkıcı veya üzücü sayfalarını ayıklama eğilimimiz olduğu bir gerçek.
İlahiyat mezunu yakın bir dostum, “Ben Harre vakasını mezun olduktan yıllar sonra öğrendim” demişti.
Müfredatta etrafını dolaştığımız başka konular da var muhtemelen.
‘Kerbela’yı ne kadar az bilsek o kadar iyi’ diye düşünüyor olabiliriz.
Ortalıkta dolaşan bilgiler var. Bu bilgilere ‘kulaktan dolma’ diyoruz. Köylerimizde, kasabalarımızda Hz. Hüseyin’i Yezid’in şehit ettiğini herkes biliyor. Fakat bu üretici (bereketli) bir bilgi değil. İnsanlar hatırlarına geldiği zaman Hz. Hüseyin’in şehid edilişine üzülüyor, öfkeleniyor, bu yüzden kötülere ‘Yezit’ diyorlar o kadar.
Kerbela hakkında doğru dürüst ilk kitabi bilgileri Mustafa Asım Köksal’ın İslam Tarihi kitabından okudum. Kufelilerin ateşli mektuplarla Hz. Hüseyin’i davet edişlerini, “biz bu valinin Cumasına gitmiyoruz” deyişlerini, Hz. Hüseyin’in bu iştiyaklı davetlere icabet ederek yola çıkışını. Yolda rastladıkları şair Ferezdak’ın “Kufelilerin kalpleri seninle, ancak kılıçları sana doğrudur” deyişini. Vali Ubeydullah b. Ziyad’ın Kufelileri tehdit edişini, Hz. Hüseyin’in amcası oğlu Müslim b. Akil’i katledişini, akşam namazında on binlerce kişiye imamlık eden Müslim bin Akil’in selam verirken sağında solunda kimseyi bulamayışını, sonra Ubeydullah bin Ziyad’ın adamları tarafından........
