We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İngilizce bir makaleden görünen...

294 45 26
09.01.2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York Times gazetesi için “Türkiye’nin Suriye’de barışı sağlamak için bir planı var” başlıklı bir makale kaleme aldı.

Dün gazetenin görüşler sayfasında yayınlanan makale, ABD’nin çekilme kararı sonrası Türkiye’nin Suriye politikası hakkındaki sorulara net cevaplar veriyor.

Ama makale sadece bu yüzden öğretici değil.

Bu makaleden, son dönemde pek çok insanın dünya görüşü haline gelmiş bazı fikirler, tezler, dış politika analizleri, komplo teorileri hakkında da Ankara’nın resmi pozisyonunu ilk elden öğrenme fırsatı buluyorsunuz.

New York Times’daki makaleden okumaya başlayalım:

“Ancak ABD’nin, uluslararası toplumun ve Suriye halkının çıkarlarının korunabilmesi için çekilmenin dikkatlice planlanması ve doğru ortaklarla işbirliği içerisinde hayata geçirilmesi gerekmektedir. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, bu görevi yerine getirme gücü ve kararlılığı olan tek ülke konumundadır.”

Bu paragrafta ABD’nin ve uluslararası toplumun çıkarlarının korunabilmesi için Suriye’deki en doğru ortağın Türkiye olduğu söylenerek haklı bir tespit yapılmış.

Demek ki söylenenlerin aksine Ankara için aslında ABD Türkiye’de ekonomiyi bozmak için operasyonlar çeken bir üst akıl değil, Suriye’de çıkarlarını koruyacak en doğru ortak olduğumuzu teklif ettiğimiz yakın bir müttefik hala.

Paragraftaki ikinci cümle ise gazetelerde, televizyonlarda Türkiye’deki bütün kötülükleri, darbeleri NATO’ya bağlayan, Türkiye’nin NATO’dan çıkıp Şangay Beşlisi’ne gireceği günü özlemle bekleyenleri üzebilir.

Çünkü o cümleden de öğreniyoruz ki Ankara hala NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip bir ülke olmakla övünüyor yani ittifaka bağlılığını sürdürüyor.

Makaleden bir bölüm daha okuyalım:

“Türk milleti, şiddete varan aşırıcılık tehdidini iyi tanıdığı için Türkiye Cumhuriyeti olarak DEAŞ ve Suriye’deki diğer terör örgütleriyle mücadele konusunda kesin bir kararlılık içerisindeyiz. Nitekim başbakanlık görevine geldiğim 2003 yılında, El Kaide terör örgütü tarafından düzenlenen koordineli saldırılarda çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmişti.

Daha yakın geçmişte, DEAŞ terör örgütü üyeleri, vatandaşlarımızı, yaşam tarzımızı ve medeniyetimizin temsil ettiği kapsayıcı, kuşatıcı ve ılımlı dünya görüşünü hedef aldı. Birkaç yıl önce bu terör örgütü şahsımdan ‘tağut’ diye bahsetti. Biz aynı dehşeti, teröristler Suriye ve Irak’ta kendilerini hedef aldığı zaman Türkiye’ye........

© Karar