We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir varmış, bir yokmuş...

102 17 33
25.09.2021

1925-Meclis Başkanı Abdülhalik Renda Raporu, 1925-İçişleri Bakanı Cemil Uybadın Raporu, 1925-Şark Islahat Planı, 1926-Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey Raporu, 1926- Vali Ali Cemal Bardakçı Raporu, 1930- Umum Müfettişi İbrahim Tali Öngören Raporu, 1931-Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Dersim Raporu, 1931-Korgeneral Ömer Halis Bıyıktay Raporu, 1932-İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Raporu, 1935-Başbakan İsmet İnönü Raporu, 1936-Başbakan Celal Bayar Şark Raporu, 1940- CHP Azınlıklar Raporu, 1943-Umum Müfettiş Avni Doğan Raporu, 1947-Maliyet Müfettişi Burhan Ulutan Cenup-Şark Anadolu Hakkında Bazı Notlar, 1959- Celal Bayar’ın hazırlattığı Türkiye’de Bugünkü Kürtçülük Fikir ve Cereyanının Doğuşu Raporu, 1961- 27 Mayısçıların hazırlattığı DPT Kürt Raporu, 1987- Bülent Ecevit DSP Güneydoğu Raporu, 1990- SHP (Deniz Baykal-Hükmet Çetin- Eşref Erdem) Güneydoğu Sorunlar Raporu, 1991- Mehmet Metiner RP Güneydoğu Raporu, 1991-MÇP Güneydoğu Raporu, 1992-Adnan Kahveci- Kürt Meselesi Nasıl Çözülmez?, 1992-Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Emekli Org. Kemal Yamak Raporu, 1992- Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kaya Toperi ve Cumhurbaşkanı başyaveri Aslan Güner Kürt Sorunu ve Güneydoğu Anadolu’daki Durum ve Çözüme Yardımcı Olabilecek Öneriler, 1992-Mazlumder Kürt Raporu, 1993-ANAP Güneydoğu Raporu, 1993- Hikmet Özdemir Güneydoğu İçin Bir Model Önerisi, 1993-Türk-İş Doğu ve Güneydoğu İncelemeleri Raporu, 1993-İktisadi Kalkınma Vakfı Kürtler ve Türkiye Raporu, 1995-Refah Partisi Kürt Raporu, 1995-Sakıp Sabancı Doğu Anadolu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Politikaları Raporu, 1995- Doğu Ergil (TOBB) Doğu Sorunu, Teşhisler ve Tespitler Raporu, 1995- Ümit Özdağ-Kemal Görmez-Erol Göka Türk Metal-İş Sendikası Kültürel Yapı ve Kültürel Kimlik Sorunu Raporu, 1996- RP Kürt Raporu, 1996-Hak-İş Güneydoğu Raporu, 1997- Bülent Tanör TÜSİAD Demokratikleşme Perspektifleri Raporu, 2008- Yılmaz Ensaroğlu-Dilek Kurban TESEV: Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası, 2008- Taha Özhan-Hatem Ete SETA- Kürt Meseles: Sorunlar ve Çözüm Önerileri, 2009- Özdem Sanberk BİLGESEM Kürt Sorununun Çözümü İçin Demokratikleşme, Siyasi ve Sosyal Dayanışma Açılımı, 2010- TESEV Kürt Sorununun Çözümüne Doğru, 2010- AK Parti Demokratik Açılım Kitapçığı...

Liste böyle uzayıp gidiyor.

Ama meğer üzerine 100 yıl boyunca adlarını yan yana yazınca bile bir sayfayı dolduran onlarca rapor yazılıp çözüm yolları aranan mesele aslında hiç yokmuş.

Bu yokluk da ilk kez keşfedilmiyor.

100 yıl boyunca her devirde bu raporlar yazılırken de birileri böyle bir sorunun olmadığını iddia ettiler.

Ama onlar böyle bir sorun yok dedikçe, sorun yok olmadı ve çözümü için her devirde, her kesimden siyasetçi, parti, sendika, vakıf, danışman, uzman yeni raporlar yazmak zorunda kaldı.

Adına Şark Sorunu, Doğu Sorunu, Güneydoğu Sorunu, Güneydoğu Anadolu Sorunu ya da Kürt Sorunu denmesi de sorunun var olduğu gerçeğini değiştirmedi, sadece teyit etti.

1935 yılında Atatürk’ün talimatıyla bölgeyi dolaşan dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün yazdığı gizli raporda “Şark Meselesi” ne çözüm önerileri Türk ve güvenlik merkezliydi ama bir sorun olduğu inkar edilmiyordu:

“Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır. Karaköse, hükümete bağlı bir Kürt şehridir. Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım.

Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş Ovası'nda tedricen ve Elazığ Ovası'nda kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız.

Türklerle Kürtler aynı okulda okumalıdır. Bu Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.
Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.

- "Erzurum'un kalkınmasını az senelerde temin edebilirsek, şimalde hududa karşı ve içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezini yeniden kurmuş oluruz."

Sadece iki yıl sonra Başbakan Celal Bayar’ın Atatürk’e sunduğu Şark Raporu’nda ise sorun aynı kalmakla birlikte çözüm önerileri değişmişti:

“Doğu illeri bizim rejimimize gelinciye kadar kat’î bir tarzda hakimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükûmetler, halk üzerindeki hakimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasile yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını Hukûmet erkânına vermek suretile müşterek idare-i maslahat devri yaşanmıştır.

Şark’ta bugün için dahi tamamen yerleştiğimiz iddia olunamaz. İstinat edeceğimiz en mühim kuvvet: Ordumuz ve Jandarmamızdır.

Doğu illerinde hakimiyet ve idare bakımından göze çarpan bariz bir hakikat vardır: Şeyh Sait ve Ağrı isyanlarından sonra Türklük ve Kürtlük ihtirası karşılıklı şahlanmıştır. İsyan edenleri tenkil etmek için şiddetin manası anlaşılır ve yerindedir. İsyandan sonra, fark gözetmeksizin idare etmek de, bundan ayrı ve mütedil bir sistemdir.

Müşahedelerime göre, Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın hayatında dahi zindeği (yaşamsallık )vardır. Faaliyet vardır. Bu husus kendilerinde ve çocuklarında nazarı dikkati celp etmektedir. Esasen mevzubahs etmek istediğim hayatiyetin en kat’î bir delili de buldukları boş ve bereketli yerlere derhal hiçbir taraftan müzaheret görmeden yerleşmiş ve işe başlamış olmalarıdır.
...

Hariçten sokulmağa çalışılan politikanın muzır cereyanlarını kırmak ve bu yurddaşları ana vatana bağlamak için devamlı çalışmak ister. Kendilerine, yabancı bir unsur oldukları resmî ağızlardan da ifade edildiği takdirde, bizim için elde edilecek netice, bir aksülamelden ibaret olabilir. Bugün Kürt diye bir kısım vatandaşlar okutturulmamak ve devlet işlerine karıştırılmamak isteniliyor. Ve daha doğrusu bu kısım vatandaşlar hakkında ne gibi bir sistem takip edileceği idare memurlarınca vazıh olarak bilinmiyor. Bunu bir sisteme bağlayarak, kendilerine sarih talimat verilmesini çok yerinde ve faideli bir tedbir olarak telâkki etmekteyim. Hiç olmazsa bu suretle tereddütlerin ve zatî içtihatlara müstenit keyfi hareketlerin önüne geçilmiş olur.”

Ama aynı Bayar’ın 1959’da Cumhurbaşkanı iken sipariş ettiği “Türkiye’de Bugünkü Kürtçülük Fikir ve Cereyanının Doğuşu” başlıklı rapor ise Irak’ta yükselen Barzani hareketinin yarattığı beka kaygısıyla hazırlanmıştı:

“Cumhuriyetin ilânından sonra memleketimizde vukua gelen Kürt isyanlarının hepsinin şiddetle bastırılması, isyana iştirak edenlerin ağır cezalara çarptırılmaları, bu arada kendilerine vaadlerde bulunan büyük devletlerin bu vaadlerini yerine getirmemiş olmaları, Kürt liderlerin ve cahil halkın gözünü yıldırmıştır. Kürtler, davâlarını artık silâhla ve isyanlarla kazanamayacaklarına emin olmuşlardır. Bu bakımdan Kürtçülük dâvâsının önderliğini yapan şahıslar, gayelerine ulaşabilmek için yeni bir metod takip etmeğe başlamıştır

....

Aşağıdaki tedbirler, âcilen ele alınması gereken hususlardır: Şark bölgesindeki istihbarat faaliyeti ve ajanlama işinin takviyesi ve bu bakımdan daha büyük maddî fedakârlıklara katlanılması lâzımdır. İstanbul’daki gençlik esaslı bir kadro ile ve ajanlarla hepsinden önce de bazı Türkçü liderlerle murakabe edilmeli (denetlenmeli) ve kılavuzlanmalıdır. Türk ve Kürt kültürü arasındaki fark görünmez şekle sokulmalı ve onların tertip ettiği Şark geceleri, folklor ve kültür gayretleri maarif ve kültür sistemimize göre ele alınıp Türk kültürüne temsil edilmelerine çalışılmalıdır. Yeni teknik imkânlarımızdan faydalanarak neşriyat yapan üç dış radyonun dinlenmesine mâni olunmalıdır. Posta sansürü Kürt muhaberat ve neşriyatına karşı daha geniş ölçüde işletilmelidir.”

İki yıl sonra DP iktidarını darbeyle yıkan Milli Birlik Komitesi’nin, yeni kurulan Devlet........

© Karar


Get it on Google Play