Terör örgütlerinin suikastlar dışında terör eylemlerinden muradı sonuç almak, askeri bir başarı elde etmek değil, bir mesaj vermek, gücünü göstermek, meydan okumak, korku salmak, ceza vermektir.

Mesajın hedefi bazen destekçi kitlesidir, bazen saldırının muhatabı.

Saldırının kendisi zaten mesajdır, o yüzden terör örgütlerinin bir terör saldırısından sonra mesaj kavramını da kullanarak mesajın kime ve nereye olduğunu ayrıca belirten bir açıklama yapmasına çok sık rastlanılmaz.

Özellikle PKK gibi yaptığı bazı eylemleri üstlenmeyen, bazılarını var olmayan gruplara yıkıp sorumluluğu üzerinden atan, bu kaotik durumdan da faydalanmaya çalışan bir örgüt için bu iyice tuhaf bir durum.

Ankara’daki saldırıdan sonra bu tuhaflık yaşandı.

Meclis’in yeni yasama dönemini açtığı günün sabahında, Cumhurbaşkanı’nın, bütün siyasi parti liderlerinin, bakanların, devletin bütün üst düzey erkanının geleceği TBMM’den birkaç yüz metre ilerideki Emniyet Genel Müdürlüğü binasının nizamiyesindeki terör saldırısını birkaç saat sonra PKK üstlendi.

İki PKK militanından birini kendini patlattığı diğerinin öldürüldüğü saldırı için PKK’nın askeri kanadızHPG’den yapılan açıklama tuhaf vurgular ve tehditler içeriyordu.

“Meclis’in açılış gününde, Meclis’e çok yakın bir yerde” saldırının yapıldığının altı çizilirken şöyle dendi:

“Ölümsüzler Taburu’nun üyeleri eğer isteseydi eylem saatinde küçük bir değişiklik yaparak çok daha farklı sonuçların oluşmasına yol açabilirdi. Ancak bilinçli bir biçimde böyle bir tercih yapılmayıp, esas amaç olan; ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması ve ciddi anlamda uyarılması hedefine bağlı kalınmıştır.”

Tabii bu açıklama sadece iki PKK’lının öldüğü nizamiyede biten bir eylemin “başarısızlığını” tevil etme çabası olarak da yorumlanabilir.

Ama Meclis’in açıldığı gün, TBMM, Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı’nın yer aldığı kavşaktaki Emniyet Genel Müdürlüğü kapısında canlı bomba patlatmak bir örgüt için çok da başarısızlık sayılmaz.

PKK, bu “başarısızlığı” özellikle tercih ettiğini, esas amacın “ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması” olduğunu söylüyor.

Yani diyorlar ki; bu canlı bombalar kendisini açılış saatine yakın Meclis’e yakın bir yerde de patlatabilirdi, ama bunu tercih etmedik.

Bu durumda mesajın muhatabı da Meclis, siyaset, o gün Meclis’e gelecek Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün iktidar oluyor.

Peki mesaj ne? Ne istiyor, neyle devleti tehdit ediyor örgüt?

PKK açıklamasının girişindeki gerekçe “ulusal ve uluslararası yasaları hiçe sayarak insan haklarını ayaklar altına alan, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm zindanlarda geliştirilen insanlık dışı uygulama ve tecrit politikaları.”

Fakat burada doğrudan İmralı ve Öcalan’ın adı geçmiyor.

Normalde intihar eylemlerini yapan militanlarını bile “Apocu fedai” olarak tanımlayan PKK’nın bu kez tecrit deyince ilk akla gelen İmralı ve Öcalan’ı doğrudan anmaması dikkat çekici.

Sanki böyle bir eylemle Öcalan’ı İmralı’ya tamamen gömmekten, onun üzerine bu yükü bindirmekten ya da yarın bir gün avukat gönderilme ihtimalini tümüyle bitirmekten çekinmişler.

Yani bu terör eyleminin amacı Öcalan’ı konuşturmak için baskı kurmak, yeni bir saldırı dalgası başlatmak değil gibi görünüyor.

Öcalan, 31 aydır avukatlarıyla ya da akrabalarıyla görüştürülmüyor.

Türkiye’de medyada sansüre takıldığı için bir süredir Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlayan kampanyadan kamuoyunun haberi yok.

PKK, Öcalan’ın Suriye’den çıkarılıp Avrupa’ya geçtiği 9 Ekim 1998’i uluslararası komplo yıldönümü olarak her yıl anıyor.

Tam bu yıldönümünde başını Yeşil Sol Partili milletvekillerinin çektiği “Öcalan’a yönelik tecridin” kaldırılması için bir kampanya başlatıldı.

Bu kampanya için Yeşil Sol Parti milletvekilleri açıklamalar yapıyorlar, yürüyüşler organize ediliyor.

Önceki gün adı Yeşil Sol Parti liderliği için de geçen Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, YSP, HDP, DBP gibi partilerin içinde olduğu kalabalık bir grupla Gemlik’e yürüyeceklerini açıkladı.

Gemlik yani İmralı’ya kosterlerin kalktığı limanın olduğu yere.

Öcalan’a tecrite karşı YSP’li milletvekillerinin de içinde olduğu kampanya 9 Mart’a kadar yani altı ay sürecek.

YSP öncülüğündeki Öcalan kampanyasının 9 Mart’a kadar sürmesi bu kampanyanın 31 Mart’taki yerel seçimlerle bağını gösteriyor.

Yeşil Sol Parti, yerel seçim kampanyası sırasında doğrudan Öcalan için sokaklara çıkarak kendisini marjinalleştirmeyi göze alıyor.

Zaten adını da Demokratik Halk Partisi olarak değiştirme kararı alan YSP’nin yeni eşbaşkanları için ismi geçenler de içeriye çekilme, Kandil’e ve PKK tezlerine yaklaşma adımına uygun isimler.

Bu süreçte YSP ile siyasette yan yana durmak iyice zorlaşacak, siyaset gerilecek.

Böyle bir atmosferde YSP’nin seçimlerde aday çıkarmaması ya da muhali ittifaka destek vermesinin maliyeti iyice ağırlaşacak.

Ama buna rağmen YSP’li Kürt seçmenler yerel seçimlerde büyükşehirlerde anahtar olmayı sürdürecek.

YSP ise bu radikalleşmeyi bir müzakere kozuna çevirmeyi amaçlıyor gibi görünüyor.

YSP’nin parti meclisinde iktidarla da müzakere etme kararı çıkmış, bölgede kayyumlara karışmama karşılığında büyükşehirlerde aday çıkartma gibi bir teklife sıcak oldukları mesajı çeşitli kanallardan iktidara ulaştırılmıştı.

Yani bir taraftan YSP, kendisini muhalefet için yaklaşılması zor hale getirirken, iktidarla ise Öcalan üzerinden diyaloğu zorlayacak..

Devlet bir noktada ortalığın karışmaması için Öcalan’a bir akrabasının ya da avukatının gitmesine izin verebilir. Böylece aylar sonra ilk kez konuşacak Öcalan da yerel seçimler için mesajlar verebilir. Böylece yerel seçimler öncesi, YSP oylarını isteyen iktidar ya da muhalefetin muhatabı ister istemez Öcalan olur.

Herhalde strateji bu.

PKK’nın YSP ve yakın örgütlerin Öcalan kampanyasıyla paralel olarak yeniden canlı bombalı saldırılara dönmesi de terörün de Öcalan’a tecridin kaldırılması basıncının bir parçası olarak görüldüğünü gösteriyor.

PKK’nın amacı şiddeti artırarak, iktidar üzerine baskı kurmak ve Öcalan’a onun uğruna kendisini patlatan militanlara dur çağrısı yapmak üzere avukatlarının ya da yakınlarının gitmesine izin vermek gibi görünüyor.

Peki, yerel seçimlerden önce Öcalan’a avukatları gittiğinde Öcalan ne diyecek? Muhakkak yerel seçimler için de bir şey diyecek.

Ve o diyeceği şeyin ne olduğu yerel seçimlerde YSP ve Kürt seçmenlerin bir kısmının tavrını belirleyecek.

Yani ortada PKK’nın yerel seçimler endeksli yeni bir şiddet dalgası tırmandırması tehlikesi var.

Legal siyasetin, YSP’nin, milletvekillerinin de bu uğurda seferber edilmesi Türkiye’nin siyasi atmosferini tümüyle güvenlik endişeleriyle zehirlenmesine, muhalefetin PKK ile bir tutulma siyasetinin elinin güçlenmesine neden olabilir.

PKK’nın son eylemi, yerel seçimler ve Öcalan dışında, Irak’taki gelişmelerle de birlikte okunabilir.

Irak’ta KDP-İran/Bağdat geriliminde PKK, açıklamasa da Bağdat ve İran’a yakın duruyor.

Türkiye’de mesela İstiklal Caddesi’nde YSP gençlik kollarına KDP karşıtı yürüyüşler yaptıracak kadar bu gerilimde KDP karşıtı bir çizgide PKK.

Uzun süredir PKK, İran’a bağımlı bir örgüt. SİHA’ların olduğu bir savaşta artık dağlarda gerillacılık yapma devri bitti. Bu yüzden PKK’nın hayatta kalması için şehirlere yerleşmeye ihtiyacı var.

En azından örgütün liderlerinin her akşam bombalanmayı bekleyerek Kandil Dağları’nda oturmadıkları açık.

Yaşayabilecekleri yerler İran şehirleri, KYB’ye yakın Süleymaniye bölgesi ve Suriye’de PKK’nın kontrolündeki şehirler.

KDP ile gerilimler de PKK’nın Sincar gibi şehirlere yerleşme ve oraları açık hedef haline getirmesiyle artmıştı.

PKK, Irak’ta da İrancı Haşdi Şabi ile bu yüzden yakınlaştı.

İran, iplerini ele geçirdiği PKK’yı, Türkiye ile ilişkilerinin durumuna göre kullanmaktan çekinmeyecek bir ülke.

Yani bu yeni şiddet dalgasının uluslararası ilişkilerde de bir uzantısı olabilir. Yani mesaj her neyse PKK eliyle de Ankara’ya verilmiş olabilir.

1 Ekim’de Meclis bomba sesiyle açıldı. Yerel seçimlere doğru Türkiye’de siyaseti zor bir dönem bekliyor. Özellikle parçalı ve tartışmalı muhalefet için Mart’a kadarki süre daha da zor geçebilir.

Bugünün en hararetli aday kim olsun, İYİ Parti, YSP aday çıkaracak mı, CHP kimin liderliğinde seçime gidecek gibi soruları birkaç ay sonra fazla lüks kaçabilir.

QOSHE - Ankara saldırısının mesajı kime? - Yıldıray Oğur
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ankara saldırısının mesajı kime?

72 0
02.10.2023

Terör örgütlerinin suikastlar dışında terör eylemlerinden muradı sonuç almak, askeri bir başarı elde etmek değil, bir mesaj vermek, gücünü göstermek, meydan okumak, korku salmak, ceza vermektir.

Mesajın hedefi bazen destekçi kitlesidir, bazen saldırının muhatabı.

Saldırının kendisi zaten mesajdır, o yüzden terör örgütlerinin bir terör saldırısından sonra mesaj kavramını da kullanarak mesajın kime ve nereye olduğunu ayrıca belirten bir açıklama yapmasına çok sık rastlanılmaz.

Özellikle PKK gibi yaptığı bazı eylemleri üstlenmeyen, bazılarını var olmayan gruplara yıkıp sorumluluğu üzerinden atan, bu kaotik durumdan da faydalanmaya çalışan bir örgüt için bu iyice tuhaf bir durum.

Ankara’daki saldırıdan sonra bu tuhaflık yaşandı.

Meclis’in yeni yasama dönemini açtığı günün sabahında, Cumhurbaşkanı’nın, bütün siyasi parti liderlerinin, bakanların, devletin bütün üst düzey erkanının geleceği TBMM’den birkaç yüz metre ilerideki Emniyet Genel Müdürlüğü binasının nizamiyesindeki terör saldırısını birkaç saat sonra PKK üstlendi.

İki PKK militanından birini kendini patlattığı diğerinin öldürüldüğü saldırı için PKK’nın askeri kanadızHPG’den yapılan açıklama tuhaf vurgular ve tehditler içeriyordu.

“Meclis’in açılış gününde, Meclis’e çok yakın bir yerde” saldırının yapıldığının altı çizilirken şöyle dendi:

“Ölümsüzler Taburu’nun üyeleri eğer isteseydi eylem saatinde küçük bir değişiklik yaparak çok daha farklı sonuçların oluşmasına yol açabilirdi. Ancak bilinçli bir biçimde böyle bir tercih yapılmayıp, esas amaç olan; ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması ve ciddi anlamda uyarılması hedefine bağlı kalınmıştır.”

Tabii bu açıklama sadece iki PKK’lının öldüğü nizamiyede biten bir eylemin “başarısızlığını” tevil etme çabası olarak da yorumlanabilir.

Ama Meclis’in açıldığı gün, TBMM, Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı’nın yer aldığı kavşaktaki Emniyet Genel Müdürlüğü kapısında canlı bomba patlatmak bir örgüt için çok da başarısızlık sayılmaz.

PKK, bu “başarısızlığı” özellikle tercih ettiğini, esas amacın “ilgili yerlere gereken mesajın ulaştırılması” olduğunu söylüyor.

Yani diyorlar ki; bu canlı bombalar kendisini açılış saatine yakın Meclis’e yakın bir yerde de patlatabilirdi, ama bunu tercih etmedik.

Bu durumda mesajın muhatabı da Meclis, siyaset, o gün Meclis’e gelecek Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün iktidar oluyor.

Peki mesaj ne? Ne istiyor, neyle devleti tehdit ediyor örgüt?

PKK açıklamasının girişindeki gerekçe “ulusal ve uluslararası yasaları hiçe sayarak insan haklarını ayaklar altına alan, Türkiye ve Kürdistan’daki tüm zindanlarda geliştirilen insanlık dışı uygulama ve tecrit politikaları.”

Fakat burada doğrudan İmralı ve Öcalan’ın adı geçmiyor.

Normalde intihar eylemlerini yapan........

© Karar


Get it on Google Play