Böylece Gezi Parkı eylemlerini Otpor’a bağlayan, Arap Baharı’nı dış güçlerin bir oyunu olarak kötüleyen komplocu bakış Yargıtay tarafından da tasdik edildi.

Böylece bir zamanlar Türkiye’nin hararetle desteklediği Arap Baharı artık Türk yargısının kayıtlarına şöyle geçti:

“…2010 yılında başlayan ve Arap coğrafyasında halk hareketleri ile sonuçlanan Arap Baharı’nın, Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleri ileri sürülerek ortaya çıktığı, bölgesel ve toplumsal bir siyasi ve silahlı bir hareket olduğu, bu itibarla protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmalar yaşandığı, özgürlük mücadelesi görünümü ile halkların, hükümetleri ortadan kaldırdığı, Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap coğrafyasında baş gösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalar şeklinde gerçekleştiği, bu süreçte demokrasi talepleri ileri sürüldüğü ve birçok siyaset bilimcinin bu eşi görülmemiş halk hareketini, Arap coğrafyasında yaşanan en büyük değişim olarak ifade ettiği, ülkemizde ise bu olayların farklı bir yansıması ve uyarlaması olarak, bu olayların ülkemizde de gerçekleşmesi arzusu ve isteği ile İstanbul Taksim Bölgesi Yayalaştırma projesi kapsamında Taksim Gezi Parkı’ndaki bazı ağaçların 27.05.2013 tarihinde başka yere nakledilmesi bahanesiyle başlayan Gezi Parkı eylemlerinin provokasyonlarla birlikte ülke çapında olaylara ve şiddet içerikli eylemlere dönüştüğü anlaşılmıştır.”

Yurtdışından eğitimler alarak Türk Baharı yapmaya çalışanların yine Yargıtay’ın delil olaral dosyasında onadığı iki konuşmasını dinleyelim şimdi de:

“03.07.2013 18:50 de MEHMET OSMAN KAVALA’nın ÇİĞDEM MATER UTKU’yu aradığı görüşmede özetle; Çiğdem’in “Ben şimdi Taksim eyleme doğru yürüyorum“ dediği, Mehmet Osman’ın “He İstanbul’dasın“ dediği, Çiğdem’in “Evet evet siz“ dediği, Mehmet Osman’ın “tamam ben de İstanbul’dayım da “ dediği, Çiğdem’in “Ha“ dediği, Mehmet Osman’ın “Bizim depoda bir şeyimiz var misafirler falan var“ dediği, Çiğdem’in “Ha okey“ dediği”

Yani iddianameye göre onca yıl OTPOR’dan eğitim, Soros’tan para alarak Gezi olaylarını çıkaran ve yöneten Kavala ve yardımcısı Mater, yıllardır emekle hazırlandıkları Gezi olayları olurken birbirlerinin İstanbul’da olup olmadıklarından bile haberleri yoktu.

Gezi’yi organize etmekten 18 yıl alan Can Atalay, hashtagle tweet atmayı bile olaylar sürerken öğrenmişti:

“27.07.2013 21:10:58 de Şerafettin Can ATALAY’ı ÇİĞDEM MATER UTKU’nun aradığı görüşmede özetle; Şerafettin Can’ın “Anladım çok güzel ya çok güleceğin bir sorum var sana ... birisi bana e bir dakika bir dakika ay pardon twiter dan şöyle bir şey yazmış ... başka tweet hesaplarını da yazıyor ve diyor ki işte çok takip edilen hesaplar Ceylanpınar’la ilgili hashtag olması için tweet atın ne yapmam lazım benim ... Sana da gelmiş olabilir bir bak istersen“ dediği, Çiğdem Mater’in “Bir dakika dur bilgisayarda mısın telefonla mı yapıyorsun ...” dediği, Şerafettin Can’ın “Telefonla yapacağım telefonla yapacağım“ dediği, Çiğdem Mater’in “Okey tamam telefonda bir tane şey işareti var ya hashtag işareti onu biliyorsun“ dediği, Şerafettin Can’ın “gördüm yani“ dediği, Çiğdem Mater’in “Bakayım ... hashtagi ne acaba o hashtag işaretinden yapıp yanına Ceylanpınar yazacaksın bir de Ceylanpınar’la ilgili bir cümle yazacaksın“ dediği, Şerafettin Can’ın “Tamam bakayım Ceylanpınar’la ilgili ... yazıyor ne bileyim ya bu da bir sorumluluk getiriyormuş insana kardeş çok zormuş bu ya hayır ya..” dediği, Çiğdem Mater’in “(Gülüyor)”

Peki ya 28 Mayıs’ta başlayıp SAğustos’ta biten Gezi olayları sırasında 7-14 Temmuz arası Taksim’de kıyamet koparken, İzmir’de Ali İsmaiş Korkmaz gösterilerde öldürülürken Gezi’nin organizatörü olmaktan müebbet alan Osman Kavala ve onunla birlikte Gezi’yi organizeden 18 yıl alan Çiğdem Mater bir hafta boyunca neredeydiler?

Yine Yargıtay’ın kararına göre Erivan’daki Altın Kayısı Film Festivali’ndeydiler. Kavala festivalin belegesel bölümünde jüri üyesiydi.

Bir hafta herhalde kafasını dinledikten sonra geri dönüp Gezi’yi yönetmeye devam etti.

En azından Yargıtay bütün bunlara inandı.

O halde bu seneki Altın Kayısı ödülünü de bu olağanüstü hayalgücüyle onlar haketti.

QOSHE - Altın Kayısı ödülü Yargıtay’a - Yıldıray Oğur
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Altın Kayısı ödülü Yargıtay’a

110 10
30.09.2023

Böylece Gezi Parkı eylemlerini Otpor’a bağlayan, Arap Baharı’nı dış güçlerin bir oyunu olarak kötüleyen komplocu bakış Yargıtay tarafından da tasdik edildi.

Böylece bir zamanlar Türkiye’nin hararetle desteklediği Arap Baharı artık Türk yargısının kayıtlarına şöyle geçti:

“…2010 yılında başlayan ve Arap coğrafyasında halk hareketleri ile sonuçlanan Arap Baharı’nın, Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleri ileri sürülerek ortaya çıktığı, bölgesel ve toplumsal bir siyasi ve silahlı bir hareket olduğu, bu itibarla protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmalar yaşandığı, özgürlük mücadelesi görünümü ile halkların, hükümetleri ortadan kaldırdığı, Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap coğrafyasında baş gösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalar şeklinde gerçekleştiği, bu süreçte demokrasi talepleri ileri sürüldüğü ve birçok siyaset bilimcinin bu eşi görülmemiş halk hareketini, Arap coğrafyasında yaşanan en büyük değişim olarak ifade ettiği, ülkemizde ise bu olayların farklı bir yansıması ve uyarlaması olarak, bu olayların ülkemizde de gerçekleşmesi arzusu ve isteği ile İstanbul Taksim Bölgesi Yayalaştırma projesi kapsamında Taksim Gezi Parkı’ndaki bazı ağaçların 27.05.2013 tarihinde başka yere nakledilmesi bahanesiyle başlayan Gezi........

© Karar


Get it on Google Play