Linç histerisi: Gratis çalışanlarına yargısız infaz
Türkiye, bir kaç gün önce ülke halkının gözleri önünde sergilenen bir linç olayına sahne oldu.
İsrail başkonsolosluğunun önünde görev yapan polis noktasına teröristlerin saldırısı sırasında, çevredeki bir plazanın üst katlarında, camdan olayı seyretmekte olan bir grup genç, aralarında geçen konuşma ve gülüşmeler nedeniyle tutuklandılar.
Olaya müdahale etmek üzere koşuşturan polislerin videoya kaydı sırasında konuşanların görülmediği; sadece seslerinin duyulduğu 16 saniyelik çekimin içeriğinde yer alan ifadelerin dökümü şöyle:
-Ne yapıyorlar bunlar?
-Sen sağ bek, ben sol bek
-Camlarda duruyoruz ya
-Binaya doğru geliyor aaa…
Gençler, video içeriğinde yer alan bu sözlerinin medyada viral hale gelmesiyle ülke çapında bir suçlanma ve linç kampanyasına tabi tutuldular.
Videonun yayınlanmasından ve ilgililerin kimliklerinin tespit edilip tutuklanmasından sonra, olaya ve faillerine ilişkin medyada şu yorum ve değerlendirmeler yer aldı:
-Askerini, polisini küçük gören, düşman gören hainler. Boş yere oksijen tüketiyorlar; bu gereksizlere en iyi ceza verilsin.
-İçeride 6 ay yatsınlar da akılları başlarına gelsin
-Kimliklerini de ifşa edin şerefsizlerin; hiç bir yerde barınamasınlar
-Bunları kim çalıştırıyorsa, kampanya başlatıp attırmamız gerekir.
-“Koş koş” diyene, emniyetin aşağı katında layık olduğu muameleyi yapacaksın
-Mutlaka tutuklanmalı ve iş yerleriyle ilişikleri derhal kesilmelidir.”
-Onlar da o teröristlerin yandaşlarıdır.
-Hainlerin renk değiştirmiş halleri yayınlansın ki içimiz soğusun.
Ardından, tutuklananları bünyesinde çalıştıran Gratis firması kamuoyuna yaptığı açıklamada “Ülke güvenliği için görev yapan emniyet güçlerinin daima yanında olduklarını vurgulayarak, söz konusu video içeriğinin oluşumuna dahil olan dört kişinin iş akitlerinin derhal feshedilip şirketleriyle tüm ilişiklerinin kesildiğini” duyurdu.
Özellikle böyle kritik ve hassas bir olayın cereyanı sırasında; gayri ciddi davranmak, yaşananları hafife alır bir yaklaşım sergilemek, gülüşmek, laubali sözler sarf etmek asla doğru değil.
Gençlerin böyle bir tutum ve yaklaşım sergilemeleri kabul edilemez ve hiç bir şey olmamış gibi geçiştirilemez.
Bu noktaları öncelikle tespit etmiş olalım.
Sonra, olay sırasında olup bitenlerin, sorumlular hakkında yapılan işlemlerin, olayın toplumda ve medyadaki yansımalarının ve ürettiği sonuçların çok boyutlu analizine geçelim:
Sorumluların tutuklanmalarına gerekçe gösterilen suçlamanın Türk Ceza Kanununun 301’inci maddesinde yer alan “Türk milletini, …askerini veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama” maddesi çerçevesinde yapıldığı sosyal medyada sıklıkla vurgulanıyor.
TCK 301 kapsamında bu olayı, hukukun genel prensipleri ve suçun temel unsurları çerçevesinde şöyle analiz edebiliriz:
-Maddi Unsur (Aleniyet ve Fiilin niteliği):
TCK 301’in oluşması için eylemin "belirsiz sayıda kişinin öğrenmesine imkan tanıyacak" bir aleniyette işlenmesi gerekir. Gençlerin binanın üst katında, kapalı bir mekanda (ofis veya odada), kendi aralarında konuşmaları hukuki anlamda özel alan sınırları içindedir. Videonun rızaları dışında veya yayma amacı olmaksızın kaydedilip sızdırılması, sorumluların "aleniyet oluşturma iradesini" sakatlayan bir durumdur. Dolayısıyla burada suçun "aleniyet" unsurunun oluşmadığı........
