menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haluk Levent: Popüler figürlere yönelik güvenilirlik yanılgısı

22 0
17.07.2026

Son günlerde patlak veren Haluk Levent ve Ahbap Derneği soruşturması, özellikle deprem yardımlarının usulsüz kullanımı, kara para aklama, yasa dışı bahis ve devasa boyuttaki finansal usulsüzlük iddialarıyla Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Sosyal medyada ve İnternet sitelerinde viral hale gelerek geniş çapta infial doğuran ve ülke gündeminin birinci sırasına yerleşen bu skandal; toplumda bağış ve yardım faaliyetlerine ve popüler kişiliklerin toplum nezdindeki itibarlarına yönelik derin bir sarsıntı ve güven erozyonu sürecine yol açtı.Haluk Levent ve bir grup şüphelinin tutuklanması ve haklarında yürütülen soruşturma adli bir süreçtir. Ancak olay, suçun maddi unsurları ve ceza soruşturmasının teknik içeriğinin ötesinde; sosyal psikoloji, popüler kültür, siyaset psikolojisi, kitle iletişimi, şöhret döngüsü, güven inşası ve güven erozyonu bakımından incelenmeye değer çok boyutlu özellikler taşımaktadır.Haluk Levent, çeşitli tarihlerde yapılan “Türkiye’nin En Güvenilir Kişileri” araştırmalarında üst üste birkaç kez listenin zirvesinde yer aldı. Hakkında uzun süredir çek dolandırıcılığı, kumar bağımlılığı, borçlanma ve tefecilerle ilişkiler konusunda çeşitli iddia, şikâyet ve soruşturmaların bulunduğu bir kişinin kamuoyunda Türkiye’nin “en güvenilir insanı” olarak seçilmesi, son derece ironik ve çelişkili bir tablo ortaya koyuyor.Hayli tuhaf olan durum, bu listelerde yer verilen isimlerin neredeyse tamamına yakın bölümünün sanat, televizyon, spor ve gösteri dünyasından gelen popüler figürler olmasıdır. Demek ki toplumumuzda, en güvenilir kişiler arasında bulunabilmek için dürüstlüğün temel gereklerinden ve göstergelerinden önce; belirli bir şöhret eşiğini aşmak, medyada görünür olmak ve bir tür “celebrity kumaşı” taşımak gerektiğine dair örtük bir kabul ve toplumsal bir klişe var.Popülerlik ve buradan doğan güvenilirlik kendisini besleyen bir döngü oluşturur. Kişi, popüler oldukça daha güvenilir kabul edilir; daha güvenilir kabul edildikçe destek çevresi ve medya görünürlüğü genişler. Bir süre sonra, yalnızca tanınan biri olmaktan çıkar ve “toplumun ahlaki vicdanını temsil eden bir figür hâline gelir.” Bu aşamada eleştiri, olağan bir hesap sorma eylemi olarak değil, toplumsal iyiliğe karşı saldırı olarak görülebilir. Öyle ki, en ufak haklı ve rasyonel bir sorgulama bile, “bu kişiye güvenmeyen vicdansızdır” türü bir tepkiyle ahlâki bir kusur olarak etiketlenebilir.Hakkında uzun süreden beri var olan dolandırıcılık iddialarına rağmen, Haluk Levent’in konserlerde izleyicilerle diyalog kurmada ve kaynaşabilmede gösterdiği başarı, samimi konuşma üslubu, meydan okuyan tavırları, kriz zamanlarında öne çıkması ve sergilediği görünürlük; zaman içinde güçlü bir “kişisel güven sermayesi” üretti. Konumuz açısından esas kritik olan nokta, bu sermayenin yalnızca kendisine değil, onun öncülük ettiği kurumsal yapıya da aktarılması; böylece “Haluk Levent dürüsttür” kabulü ile “Ahbap güvenilirdir” hükmü arasında doğrudan bir özdeşlik kurulmasıdır. Yani kurumun güvenilirliği, objektif ilkeler, normatif ve kurumsal gereklilikler toptan bir yana itilerek bütünüyle kurucusunun peşin hükümle var olduğu kabul edilen dürüst karakterine bağlanmıştır. Sonuçta insanlar, verilen IBAN’a gözleri yumuk yatırdıkları........

© Karar