'Çocuk suçlu' aldatmacası...
Türkiye, peş peşe yaşanan Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetlerinin oluşturduğu sarsıntıyı henüz atlatabilmiş değil.Hayatının baharındaki gencecik insanların, gözlerini kırpmadan cinayet işleyen yaşıtları tarafından hunharca hayattan koparılmasına rağmen, katillerin mevcut ceza rejimi çerçevesinde kamu vicdanını tatmin edecek bir ceza almayacak olmalarına yönelik algı, toplumda sürekli bir infial ve tepki kaynağı oluşturdu.Söz konusu cinayet mağdurlarının adalet arayışına ve büyük şehirlerde sokakları terörize eden yeni nesil çetelerin durdurulması talebine bir cevap verebilmek amacıyla, geçtiğimiz günlerde TCK ve İnfaz Kanunu'nda değişiklik yapan yeni bir yasal düzenleme hayata geçirildi.Çocuk yaşta işlenen ağır suçlara yönelik cezaları -20 oranında arttırmayı, bazı yaş ve infaz indirimlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bu düzenleme; ne yazık ki kamuoyunun beklentilerine cevap verebilecek bir içeriğe sahip görünmüyor.Buna dair, önce şu can yakıcı soruyu sormamız gerekir:“Çocuk suçlu olur mu?”Meclisten geçen yasa, bu temel sorunun cevabını vermekten imtina etmiş, konunun özüne dair kavramsal yanılgının temelini oluşturan “suça sürüklenen çocuk” ibaresini, kelimelerle oynayıp “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirmekle yetinmiştir.18 yaşın altındaki herkesi “çocuk” kategorisinde ele alıp, “suça sürüklenen çocuk” kavramının yerine “adli süreçteki çocuk" demekle mevcut çarpıklığı düzeltemezsiniz.“Suça sürüklenen çocuk” veya “adli süreçteki çocuk” kavramları, Türkiye’nin gerçeğini anlatmıyor.Sorun, “çocuk” kavramının hukuki tanımında ve “cezai ehliyet yaşı” sınırlarının gereği gibi belirlenmemesinde yatıyor.Gerçekte çocuk, 12-13 yaşın altında olanlardır.Bunlar da zaten suç işleyemez, tetik çekemezler.Bu yaştan sonrakiler çocuk değildir.14 yaşından 18 yaşına kadar olan dönem, “ergenlik” veya “erken gençlik” dönemidir.Minguzzi ve Çağlayan cinayetlerinde ve İstanbul’u kana bulayan yeni nesil çetelerin kanlı infazlarında görüldüğü üzere, 14-18 yaş arasındakiler; artık öldürme planı yapabilen, canice duygular besleyen, bilinçli şekilde mermi sıkıp acımasızca insan bıçaklayabilen kişilerdir.Bu yaş diliminde olup cinayet işleyen kişi, artık çocuk değil; gerçek bir katil, bir “genç suçludur.”Bu radikal değişimin altında yatan temel gerçek, cezai ehliyeti belirleyen psişik ve hormonal süreçlerin bir gecede ani bir sıçramayla oluşmamasıdır. Benliğin oluşumu, kendi başına karar verme iradesi ve sonuç alıcı eylemde bulunma becerisi; belli biyolojik döngüleri izler, kademeli olarak ilerler ve bir kaç yıllık zamana yayılır.Eğer biyolojik olgunlaşma, kişiye bu iradeyi kademeli bir süreçte kazandırıyorsa; cezai sorumluluk da aynı esneklikle ve aynı değişim süreci içinde değerlendirilmelidir. Suç işleme motivasyonu bulunan, planını uygulamaya döken ve kurbanına........
