Kabak meltemi esmeden ayvalar çiçek açardı
Mayıs ayına girdik mi, İstanbul’a yaz sıcakları gelir, Suâdiye’nin çayır çimenindeki fulyalar ise kaybolurdu. Ama, onların boşluğunu hemen ahşap köşklerin bahçelerinden yayılan tırmanıcı güllerinin, sarmaşık güllerinin, floribunda güllerinin veya grandiflora güllerinin kokularının doldurduğunu anımsıyorum. Bakın, Kurudere Sokak’tan Çatalçeşme’ye inişte demir yolunun altındaki sağlı sollu bahçelerden sokağa taşan mor salkımları, Şaşkınbakal’a doğru yürürken sağdaki kırmızı aşı boyalı kübik bir villanın pencerelerini kapatan şımarık leylakları ve Maksim Gazinosu’nun önündeki manolya ağacını saymıyorum, onlar artık başka bir yazıya kaldı.
Yaz, benim mevsimimdir, bayılırım, kendimi en fazla da yaz aylarında zinde hissederim. Maalesef, ‘69’un Mayıs ayında pek öyle olmadı, çünkü 12 Mayıs 1969 günlü Milliyet gazetesi bütün hayâllerimi tuzla buz etmişti. Niçin derseniz de, anlatayım. Biliyorsunuz, iki aydır bütün harçlığımı Coca-Cola şişelerinin kapaklarındaki 69 numarayı bulmak için harcadığımı daha önce de yazmıştım. Ancak, ben günde dört beş Coca-Cola açtırırken, “Balat, Molla Aşkı Mahallesi, Molla Şakir Sokak, No. 32” adresinde oturan on yedi yaşındaki konfeksiyon tezgâhtarı Yılmaz Ersoy, 4 Mayıs’ta Edirnekapı’da içtiği Cola-Cola’nın kapağında 69 numarayı buluvermiş. Sekiz gün boşuna 69 numarayı aramama mı yoksa kırk kadar Coca-Cola şişesine saydığım para yüzünden kaçırdığım filmlere mi yandığımı, artık siz tahmîn edin.
Aslında Coca-Cola’nın ikramiyesi olan Mercedes derdim değildi, çünkü hayâllerimi kapaktan çıkacak Mercedes’i 4 bin dolara sattırdığım takdirde, galiba bir dolar 9 lira ediyordu, elime geçecek binlerce lira ile yapacaklarım üzerine kurmuştum. Hayâlim ne miydi, şimdi alacaklarımı saymaya başlarsam, cıvatalarınızı gevşeteceğinizden hiç kuşkum yok. Ama, olsun, ben yine de onları bir bir yazacağım. Bir adet Eumig Mark 8 marka ve model çift formatlı 8 mm’lik projeksiyon makinesi, elli kadar 8 mm’lik Şarlo, Abbott ve Costello, Laurel ve Hardy, Üç Ahbap Çavuşlar, Baytekin ve Tarzan filmleri. Bütün İyigün, Rafet Zaimler, Doğan Kardeş kitapları ve Atlas Kitabevi’nden Hüseyin Rahmi’nin romanları. Golden’inkiler veya Meltem’inkiler değil, Kent cikletlerinin içindeki artist kartlarının takımı. Onların arasına Rekor Spor’dan bir adet Slazenger marka futbol topu ve Ömer Hayyam yokuşunun altındaki İbrahim Yöney’den bir çift Dinyakos tarzı krampon almayı da sıkıştırmıştım. Bir de Arif Damar’ın Yeryüzü Kitabevi’ndeki bütün “Matchbox” otomobilleri toplayacaktım.
Kent cikletlerindeki artist kartları dedim de, hangi Yeşilçam yıldızının hangi numaralı karttan çıktığını anımsayan kaldı mı? Benim kuşağımdan sonra büsbütün unutulacağından, aklımdakileri sayıp bir yükten kurtulayım. 4’te Selda Alkor, 8’de Ayten Gökçer, 9’da Filiz Akın, 11’de Murat Soyan, 13’te Gönül Yazar, 14’te Göksel Arsoy, 17’de Fikret Hakan, 18’de Tanju Gürsu, 21’de Gülgün Ok, 24’te Kuzey Vargın, 25’te Kenan Pars, 26’da Cüneyt Arkın, 29’da Zennube, 35’te Nuri Sesigüzel, 37’de Öztürk Serengil, 38’de Eşref Kolçak, 42’de Zeynep Aksu, 45’te Mine Mutlu, 53’te Suzan Avcı, 57’de Hülya Koçyiğit, 58’de Belgin Doruk, 59’da Zeynep Değirmencioğlu, 61’de Türkan Şoray, 62’de Fatma Girik, 63’te Tijen Par, 68’de Sevda Nur, 69’da Hüseyin Baradan, 73’te Birsen Ayda, 74’te Sevinç Pekin, 81’de Muhterem Nur, 82’de Aysel Tanju, 85’te Esen Püsküllü, 86’da Ajda Pekkan, 88’de Zeynep Aksu.
Oh be! Şimdi kaldığım yerden devâm edebilirim: Coca-Cola’nın 69 numaralı kapağını Yılmaz Ersoy bulduğuna göre artık hakikate dönebilirdim. Bir Türkan Şoray hayrânı olmama rağmen 4 Mayıs günlü Milliyet’te Altan Demirkol’un “Hastalığına bir teşhis konulması için Filiz Akın bugün Londra’ya gidiyor” başlıklı haberi hepimizi üzmüştü, ancak aynı gazetenin 25 Mayıs günlü nüshasında Yener Süsoy’un........
