Karabekir’in kitabı nasıl yakıldı?
Bu yazıyı okuyanların bir bölümü Kemalizm-Anti Kemalizm tartışmasına dalacaktır. Bir kesim diyecektir ki, muhafazakâr otoriterizm başımızdayken hâlâ yüz yıl öncesine takılmak yanlıştır…
Diğer bir kesim de bugünkü iktidarın otoriterleşmesini görmezden gelecek, Atatürk dönemine hücum edecektir.
İki tavır da partizandır. Önemli olan; siyasi kültürümüzde otoriterliğin güçlü, hukukun zayıf olduğu gerçeğini görmektir. Sorun el değiştirdi, çözülmedi…
Önemli olan; bugüne ve tarihe analitik bakmak ve hukukun üstünlüğü konusunda güçlü bir kamuoyu yaratabilmektir.
1920’ler ve 1930’lar Türkiye’sinde Milli Mücadele hafızası doğal olarak çok güçlüydü. Reisicumhur Atatürk ve Başvekil İnönü elbette çok iyi biliniyordu. Ama muhalif Kazım Karabekir’i, Rauf (Orbay) Beyi, Ali Fuat Paşa’yı, Refet Paşa’yı, Nurettin Paşa’yı, Albay Çolak Selahattin’i (Köseoğlu), Dr. Adnan ve Halide Edib’i unutmamışlardı. Hepsi saygın şahsiyetlerdi.
Cumhuriyet’in nasıl olması gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşmüşlerdi.
Yeni rejim bu şahsiyetleri mahkum etmiş, susturmuş, bir kısmı yurt dışına gitmek zorunda kalmıştı.
Gazi, Ekim 1927’de partisinin kurultayında okuduğu “Nutuk”ta, bu politikasını savunmak için bu şahsiyetleri ve Hüseyin Cahit gibi muhalif gazetecileri ağır sözlerle suçlamıştı.
Nutuk önemli bir tarih kaynağı olduğu kadar böyle bir siyasi polemik kitabıdır.
1933 Haziranındaki “kitap yakma” olayı bu sert tartışmanın devamıdır.
Siirt Mebusu ve Milliyet gazetesi sahibi Mahmut........
