İslam’ı nasıl anlamak? |
İslam’ı şöyle anlamak gerekir diye yazacak değilim. Böyle bir yazı yazmak için tefsir, hadis, kelam, fıkıh ilimlerinde esaslı bir ilme sahip olmak bile yetmez. Çünkü bu dallarda yazılmış eserleri hıfzetmek yetmez… Çünkü yeni bir bakış getirmiş olmazsınız, yüzlerce yıldır yapıldığı gibi “nakilcilik” yapmış olursunuz.
Peki ne yapmalı? İslam tarihine bir laboratuvar gibi bakıp dersler çıkarmalı… Yani tarih ve sosyolojide de esaslı bilgi sahibi olmak gerekir.
Hatta ‘bilim felsefesi okumuş olmak gerekir. Çünkü klasik Kelam ilmi, o zamanlardaki dünya-merkezli bir evren anlayışıyla teşekkül etmişti…
Bugün biliyoruz ki, dünyamız evrendeki milyarlarca yıldızdan biridir, güneşin etrafında dolaşan gezegenlerden biridir.
İşi fazla mı büyüttüm? Kim bu kadar bilgiye sahip olabilir?
Bu haklı bir itirazdır. Her bir ana bilim dalının kaç branşa ayrıldığı çağımızda arttık “allame-i kül” mümkün değildir.
Eyvah mı?.. Hayır eyvah da değil. Öyle birinin çıkmasını beklemek de saçmadır. Zaten bilimlerin kendisi da asırlar içinde adım adım gelişti; hem de bazen diri diri yakılarak, derisi yüzülerek…
Mesele, mümin bir Müslüman’ın zihninin yeni bilgilere açık olmasından ibarettir.
Tarihi bilgi mirasını kutsayınca bu mümkün olmuyor. Bugünün büyük problemi, Müslüman zihninde tarihin kutsanması, elekten, eleştiriden geçirilmemesidir. Bunun ucu Taliban’a, IŞİD’e kadar gidiyor!
Hele de fıkıhta........