Güç karşısında adalet?

Gülistan Doku üniversite öğrencisiydi. 5 Ocak 2020’de ortadan kaybolmuş, aramalar sonuç vermemişti. Ailesi ve kadın kuruluşları peşini bırakmadı, bu sayede unutulmadı. Tunceli’ye yeni atanan savcı dosyayı açtı…

Evvela, hukukçu onuruna ve görev ahlakına sahip bu savcıyı tebrik ediyorum.

Ulaşılan deliler şöyle bir “kuvvetli şüphe” ortaya koyuyor: Valinin oğlu, Gülistan’ı hamile bırakmış, çıkan tartışmada Gülistan’ı tabancayla öldürmüş. Vali, oğlunu kurtarmak için seferber olmuş, cesedi bilinmeye bir yere gömdürmüş… Gülistan’ın telefon kayıtlarını sildirmiş… Bu işlerin masrafını da Özel İdare bütçesinden ödetmiş.

Gerçek neyse sonunda ortaya çıkar.

Fakat asırlardan beri bir gerçek var ki, yine karşımıza çıkmış bulunuyor: Gücün, adaleti çiğneme kapasitesi! Hukuk terimleriyle, yürütme gücü karşısında yargının durumu…

Yürütme delil toplanmasını bozarsa, yargı ne yapsın?.. Ağır baskı altındaysa, yargı ne yapsın?

İsmet Berkan, örnek olarak Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ı hatırlattı. 1945 yılında Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlu tabancayla bir doktoru öldürmüş, Vali Tandoğan suçu başkasının üstlenmesini sağlayarak oğlanı kurtarmıştı. Olay ortaya çıkınca Tandoğan intihar etmiş, General Orbay istifa etmişti.

Otoriter rejimlerdeki çürümeye bir örnek de ben vereyim: 1935 yılında, Milletvekili Recep Zühtü, metresini öldürmüş, Adli........

© Karar