menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Medeniyet iddiasından davranış polisliğine

39 0
20.05.2026

Büyük meselelerle sahici biçimde yüzleşemeyen toplumların ortak bir refleksi vardır: Çözemedikleri krizlerin yerine daha kolay denetlenebilir alanları koymaları. Hayat pahalılığı milyonların gündelik yaşamını felç ederken kadın kahkahasının tartışılması, gençler başka ülkelere kapağı atmanın yollarını ararken kız çocuklarının nasıl oturacağının konuşulması, üniversiteler ağır nitelik kaybı yaşarken kadın sesinin tonuna dair vaazlar verilmesi bu sebeple tesadüf sayılmaz. Bu öyle sanıldığı gibi muhafazakâr bir hassasiyet de değil, daha derininde muazzam zihinsel sıkışma olan bir konu. Zira gerçek krizlerden çıkma vizyonu liyakat, üretim, hukuk ve gelecek tasavvurunu da beraberinde gerektirir. Kadın davranışlarını denetlemek ise çok daha düşük maliyetli bir güç gösterisidir.

Bu sebeple birkaç gün önce infial yaratan o video, basit bir sosyal medya skandalının çok ötesinde anlam taşıyordu. Genç kadınlara nasıl oturmaları gerektiği, erkeklerle hangi mesafeyi korumalarının uygun sayıldığı, nasıl davranmaları icap ettiği anlatılıyor, kullanılan ton ise öğütten ziyade disiplin çağrısını andırıyordu. Daha dikkat çekici tarafıysa bütün bunların din adına konuşulmasıydı.

Oysa İslam düşünce tarihine bakıldığında böylesine obsesif bir kadın terbiyesi dilinin merkezî bir yere sahip olduğu söylenemez. İslam medeniyeti yalnızca ahlak vaazı üretmiş bir dünya değildi. Şehir kurmuştu. Astronomi geliştirmişti. Matematik üretmişti. Mimari inşa etmiş, şiir yazmış, hukuk tartışmıştı. Bugün bu insanların dini neredeyse yalnızca kadın davranışlarını düzenleyen bir mekanizmaya çevirmesi üzerinde ciddi biçimde düşünmek gerekiyor.

Çünkü burada dinî hassasiyetten daha derin bir psikoloji çalışıyor. Toplumsal özgüvenin zayıfladığı dönemlerde kadın bedeni, kadın sesi ve kadın görünürlüğü bir tür “son kontrol........

© Karar