menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dağılmadan kalmanın ülkesi

29 0
22.05.2026

''Türkiye neden entelektüel yetiştiremiyor?” sorusu yıllardır yanlış yerde aranıyor. Bu soru ne zaman akla gelse mesele sürekli üniversitelere, akademik seviyeye, yabancı dil problemine bağlanır. Oysa asıl düğüm çok daha derinde… Zira bir toplumun düşünür çıkarabilmesi bilgi üretebilmesi kadar, insanların düşünceyle nasıl ilişki kurduğuyla da alakalıdır.

Türkiye’de düşünce uzun zamandır insanın kendisini dönüştüren bir iklim olmaktan çıkarak fikrini koruma altına aldığı bir alana dönüştü. Fikirler burada zihni açmıyor artık, kişiliği tahkim ediyor. İnsanlar düşünce aracılığıyla dünyayı anlamaya çalışmaktan ziyade kendi yerlerini sağlamlaştırmanın uğraşısı içinde. Bu yüzden okunan kitaplar insanın içine işlemiyor, daha çok konuşma biçimine yerleşiyor. Kavram birikse de idrak derinleşmiyor.

Çünkü sahici düşünce huzurlu bırakmaz ve insan bir anda sesine yabancılaştığı anlarla baş başa kalır. Yıllarca savunduğu fikrin içinin boşaldığını fark eder. Kendi çevresinin yalanlarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Bazıları için bu yalnız zihinsel kriz değildir, hayatın bütün örgüsünün çatırdamasıdır aynı zamanda. Zira inanılan çoğu zaman düşünce değildir. Arkadaş çevresi, aile, itibar, gençlik, hatta kendilik duygusu da o fikirlerin etrafında şekillenmiştir. Kırk yaşına gelmiş bir insanın bazen yanlış olduğunu fark ettiği cümleyi savunmaya devam etmesinin sebebi yalnız inat değildir mesela. O cümle çökerse yıllardır kurduğu hayatın da sarsılacağını bilir. Bu yüzden birçok kişi hakikati değil, bütünlüğünü korumaya çalışır.

Bu sebeple bazı kanaatler düşünce olmaktan çıkmış insanın evi olmuştur artık. O evi terk etmek........

© Karar