menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı hilal, parçalı irade

25 7
20.02.2026

Ramazan yine farklı günlerde başladı. Gökyüzü aynıydı, hilal aynıydı, astronomik veri aynıydı; fakat takvimler ayrıştı. Hesap esas alınmalı diyenler konuştu, rü’yeti önceleyenler karşı çıktı, hesabın yeterli olduğunu savunanlar metinler yayımladı. Her yaklaşım kendi ilmî dayanağını sundu. Tartışma yöntem farklılığı gibi göründü. Oysa asıl mesele yöntem değildi, aynı bilgi karşısında ortak hüküm üretilememesiydi.

Bugün hilalin konumu küresel ölçekte aynı hassasiyetle hesaplanıyor, görünürlük ihtimali aynı tablolarla gösteriliyor, içtima anı herkes için aynı matematiksel çerçevede belirleniyor. Veri ortak olduğu hâlde sonuç ortaklaşmıyor, çünkü hangi ilanın sınır aşarak bağlayıcı kabul edileceği konusunda bir merkez bulunmuyor. Her devlet kendi kurulunu oluşturuyor, kendi takvimini ilan ediyor, kendi kararını kendi sınırları içinde kesinleştiriyor. Ümmet dili geniş bir coğrafyaya hitap etse de karar ulusal çerçevede sınırlı kalıyor.

Bu durum mezhep farklılığıyla açıklanabilecek bir ihtilaf değil. Modern dönemde dinî otorite devlet yapısının içine yerleşti ve bağlayıcılık, siyasal sınırlar içinde tanımlandı. Böylece ilmi konular egemenlik alanının parçası hâline geldi. Ayrışma geçici bir görüş farkı olmaktan çıkarak kurumsal bir alışkanlığa, zaman zaman da taassuba dönüştü. Küçük meselelerde ortaklaşamayan yapıların büyük meselelerde ağırlık koyması zorlaştı.

Takvimdeki ayrışma yalnız başına önemsiz görülebilir, fakat aynı tablo başka alanlarda da karşımıza çıkıyor. İslam dünyası ortak hassasiyetler söz konusu olduğunda hızlı biçimde ses yükseltebiliyor, meydanları doluyor, bildiriler yayımloyor; buna karşılık ekonomik ve diplomatik alanlarda bağlayıcı eşgüdüm sağlanamıyor. Enerji politikaları ortaklaştırılmıyor,........

© Karar