Umut işkencesi

Macaristan’da 16 yıldır iktidarı elinde tutan Urban, geçtiğimiz pazar günü yapılan seçimlerde ağır bir yenilgiye uğrayarak iktidarı kaybetti. Açıkçası genel hava -en azından bize yansıyan tablo- bunun tersini söylüyordu. Herkes onun bir kez daha kazanacağını düşünüyordu. Oysa sandık başka bir hikâye yazdı.

Çünkü modern siyaset düşüncesi bize hatırlatır ki egemenliğin gerçek sahibi halktır ve halk iradesi beklenmedik anlarda yön değiştirir.

Daha ilginci, dünyanın başına bela kesilmiş üç büyük gücün liderleri açık açık Urban’a destek veriyordu: çağımızın Hitleri Netanyahu, onunla aynı fotoğrafa girmekten ve gönüllü uşaklığından çekinmeyen Trump ve sözde rakibi Putin. Bu üç ismin desteğini alan bir iktidarın kaybedebileceği pek kimsenin aklına gelmezdi.

Ama belki de Macaristan’ın gururlu halkı kendi kendine şu soruyu sordu:

“Bunlar bizim yöneticilerimizi niçin övüyor?”

Çünkü siyasal meşruiyet dış destekten değil yönetilenlerin rızasından doğar. Dış güçlerin övgüsü çoğu zaman toplumların kendi egemenlik duygusunu yeniden sorgulamasına yol açar.

Bizde de dışarıdan gelen övgüler hep bir huzursuzluk yaratır. Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü sendromuna girmemiz an meselesidir, bu huzursuzluk çoğu zaman bizde tersini yapma isteği doğurur. Çünkü toplumlar egemenliğin dış merkezler tarafından tanımlandığını hissettiklerinde refleks olarak kendi siyasal iradelerini yeniden hatırlamak isterler.

Demokrasilerde seçimler, herkes için olmasa bile toplumun geneli için bir umut aşılar. Bir şeylerin değişebileceğine inanmak, karamsar havayı kısa süreliğine de olsa dağıtır. Çünkü seçim yalnızca oy verme işlemi değil, yurttaşın yönetime katılma........

© Karar