İtiraz ettin de ne oldu?
Bir Sivas türküsünde geçer: “İnsan kısım kısım, yer damar damar...”
Âşık Veysel, o “kısım kısım” insanın anlaşmazlıklarının gayet “doğal” olduğunu şöyle ifade eder: “Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasa.”
Fikirler farklı olunca, itirazlar dile getirilir. Bu itirazlar da sık sık tartışmalara yol açar.
İnsanın yaş aldıkça öğrendiği şeylerden biri, tartışmaların, özellikle de dini ve siyasi konularda yapılan tartışmaların pek bir işe yaramadığıdır. Bu tartışmaların hemen hemen hiçbirinde taraflar fikrini değiştirmez.
Çünkü çoğu zaman insan, fikirlerini yalnızca delillere ve akıl yürütmeye dayanarak oluşturmaz. Aidiyetler, korkular, alışkanlıklar, çıkarlar ve kimlikler de düşüncelerin içine karışır. Sımsıkı kapanmış zihinlerin kapısından, en güçlü ispatlar, en bariz hakikatler bile giremez.
Fakat buradan, “Öyleyse tavır koymanın, itiraz etmenin anlamı yoktur” sonucuna varılabilir mi?
Çünkü itirazın tek amacı muhatabını ikna etmek değildir.
Bazen insan, gördüğü haksızlık karşısında susmayı kendisine zul kabul ettiği için konuşur.
Bazen, vicdani ve ahlaki pozisyonunu kayda geçirmek için ses verir.
Sükut ikrardan gelir.
Bazen de insan, sükut etmenin olup biten kötülüklere onay vermek anlamına geleceğini bildiği için konuşur.
Tutumların değerini, yalnızca pratik sonuçlarıyla ölçenler şunu........
