menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hak edilmeyen unvanın hükmü yoktur

23 4
03.01.2026

Erkek ya da kadın, uzun ya da kısa, Türk, Kürt ya da Eskimo olarak dünyaya gelmiş olmamız konusunda herhangi bir katkımız söz konusu değildir.

Bunların hiçbiri övünme yahut yerinme konusu olamaz!

Gerçekten kıymeti olan, gururla yahut utançla taşınacak sıfatlar ve unvanlar, insanların doğuştan sahip oldukları değil; bilinçli seçimleri ve fiilleri neticesinde hak ettikleridir.

Kimse “dünya ağır sıklet boks şampiyonu” olarak doğmaz!

Bu unvanı isteyenin, çok çalışıp ter dökmesi ve profesyonel bir maçta mevcut şampiyonu devirerek onu hak etmesi gerekir.

Çoğu zaman, bir unvanı taşımayı sürdürmek için onu bir kez hak etmiş olmak da yetmez!

Unvanını muhafaza etmek isteyen şampiyonun, kendisine meydan okuyanlarla ringe çıkması ve onları yenmesi şarttır. Bunu yapamadığı gün artık unvanın sahibi olmayacaktır.

Korunamayan unvan, sadece bir hatıraya dönüşür.

Biyolojik süreçte “baba” olmak kolaydır; ancak bu sıfatın altını doldurmak bir ömür sürer. Zira baba unvanı bir statü değil, her gün yeniden kazanılması gereken bir liyakat madalyasıdır.

Bir sıfatı hak etmek için bir şeyler “yapmak” nasıl şartsa, bazı sıfatları hak etmek için de bazı şeyleri “yapmayı reddetmek” şarttır.

Mesela, neticede zarar göreceklerini bilseler bile asla yalan söylemeyenler “dürüst insan” diye anılırlar.

Ne pahasına olursa olsun sözünden dönmeyen kimseler, “sözüne güvenilir”........

© Karar