Dehumanizasyon: Zulmedebilmek için insanlıktan çık(ar)mak

ABD ordusunda bir pilot olduğunuzu hayal edin.

Bir gün komutanınızdan bir talimat geliyor: “İran’da şu hedefi bombalayacaksın”.

Bakıyorsunuz, gösterilen yer bir ilkokul!

Anlıyorsunuz ki o bombayı attığınız anda yüzlerce masum yavrunun katili olacaksınız.

“Emir demiri keser” deyip, vicdanınızı “sorumluluk bende değil bana emri verenlerdedir” diye susturup sizden isteneni yapar mıydınız?

Yoksa “böyle korkunç bir emre uymayı reddediyorum, gerekirse hapis yatıp askerlikten atılmayı göze alırım ama bunu yapmam” diye mi cevap verirdiniz?

İkincisini yapabilen çok nadir çıkar.

Nazi subaylarının hemen hepsi Yahudi komşularını eşleri ve çocuklarıyla gaz odalarına gönderdiler.

Silahsız sivillerin üzerine ateş açma talimatı almış İsrail askerlerinin çok azı “hayır” diyor.

Devletlerin ya da güçlü isimlerin zorbalıklarına alet edilen pek çok polis, asker, savcı, hâkim, gazeteci, öğretmen, din adamı arasında “bu kötülüğe alet olmayacağım, bu oyunu oynamıyorum” diyerek istifa edebilene pek rastlanmıyor.

“Sicilim bozulursa, işten atılırsam başka iş bulamam, aç kalırım, açıkta kalırım” endişeleri durduruyor insanları.

Ama bu endişeler vicdanların itirazını bastırmak için yeterli değil.

Zulme alet edilecek kişilerin, karşılarındakileri insan gibi görmemeleri gerekiyor.

Buna “dehumanizasyon” yahut “insandışılaştırma”........

© Karar