Deneyim ve başarı ilişkisi
İş hayatında, personel istihdamında aranan ilk şartlardan biri deneyimdir.
Deneyim her kademede önemlidir; ancak yönetim kademelerinde çok daha belirleyici hâle gelir.
Çünkü deneyim yalnızca işi öğretmez; iş hayatının işleyişini, insan ilişkilerini, krizleri ve kararların sonuçlarını da öğretir.
Deneyimin üç temel katkısından söz edebiliriz:
İş yaşamının dinamikleri, iş ilişkileri ve profesyonel davranış biçimleri genellikle ilk iş deneyimleri sırasında şekillenir. Bu süreç çoğu zaman bir-iki yıl içinde tamamlanır.
Teorik bilgi deneyimle birlikte pratiğe dönüşür. Uzmanlık alanına göre değişmekle birlikte, yaklaşık 3-5 yıllık deneyim güçlü bir mesleki yetkinlik oluşturabilir.
Yöneticilik yetkinliği ise daha uzun bir süreçtir. İnsan yönetimi, çatışma çözümü, karar alma ve belirsizlik yönetimi gibi beceriler zaman içinde gelişir. Sektöre, işletmenin büyüklüğüne ve kişinin gelişim kapasitesine bağlı olmakla birlikte, yaklaşık 5-10 yıllık deneyim yönetsel olgunluk için önemli bir eşik sayılabilir.
Ancak deneyim süresi ile başarı arasında doğrusal bir ilişki kurulamaz.
Belirli bir noktaya kadar deneyim performansı ciddi biçimde artırır. Fakat bir eşikten sonra “yıl sayısı” tek başına başarıyı açıklamaz. Hatta bazı durumlarda çok uzun deneyim, öğrenme esnekliği azaldığında, dezavantaja bile dönüşebilir.
Deneyimden kaynaklanan hız ve erken kesinlik riski
Deneyimli kişiler çoğu zaman daha hızlı karar verirler. Çünkü geçmiş deneyimler benzer durumları daha hızlı yorumlamayı sağlar.
Ancak hızın artması her zaman karar kalitesinin arttığı anlamına gelmez.
Fazla deneyimli kişilerde zaman zaman şu eğilimler görülebiliyor:
“Ben bunu zaten biliyorum” hissi güçlenebiliyor.
Merak, soru sorma ve öğrenme motivasyonu azalabiliyor.
İlk yorum daha hızlı biçimde kesin kanaate dönüşebiliyor.
Alternatif görüşlere ihtiyaç........
