NATO zirvesinin muhasebesi

Sonda söyleneceği başta söylemek sadece başlığı ve ilk paragrafı okuyup geçenler açısından için doğru olur. Ankara zirvesi uluslararası toplantı standartlarında, memlekette zirveden önce ve sonra ne olduğunu dikkate almadığınızda hem düzenleniş hem de içerik anlamında başarılı bir zirveydi. Ancak ayarımızın olmadığını biliyorduk da ara ara hatırlamamız gerekiyor. Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde ayan beyan görünen de bu oldu.

Kolay değil 32 NATO üyesinin devlet ve hükümet başkanları, 100 kadar savunma ve dışişleri bakanı, Suriye, Ukrayna gibi davetli ülkelerin yetkilileri, uluslararası kuruluşların temsilcileri derken hatırı sayılır bir zirve gerçekleştirildi. Buna basın mensuplarını da eklediğinizde Ankara şehir olarak ilk kez küresel diplomaside bu kadar ciddi ev sahipliği yaptı. İstanbul elbette dünya şehri ama Cumhuriyet’in başkentinde böyle bir toplantı düzenlenmesi önemliydi.

Basın mensuplarının ve diplomatların paylaşımları organizasyonun da büyük ölçüde kusursuz olduğunu anlatıyor. Aylardır ve özellikle zirve gününde akıl ve emek verenleri tebrik etmek gerek. Ülke olarak organizasyon kapasitemizin hiç fena olmadığını bir kez daha görmüş olduk.

Zirvenin çıktısı organizasyon kadar kusursuz değil. Kaldı ki kusursuz olması da hem gerekmiyor hem de mümkün değil. 1949’da kurulan, 12’den 32 üyeye çıkan, 980 milyon ile dünya nüfusunun yüzde 12’sinin güvenlik ittifakını oluşturan, 27 milyon kilometrekarelik bir alana saldırı hepimize saldırıdır diyen, çoğu daha önce en kanlı savaşlarını birbirlerine karşı vermiş ülkelerin zirvesinden kusursuzluk çıkmaz. Hele ki ABD’nin bugünkü başkanı ve politikaları ve Avrupa’nın yönsüzlüğü ile. Düşünün. Zirve günü İngiliz basınının manşeti Reform Partisi lideri Nigel Farage’ın istifası idi ve o sırada Ankara’da olan muhabirlerine bağlanıp bunu yorumlattılar.

Burada sorun iktidarın, hatta muhtemelen birebirde daha soğukkanlı........

© Karar