Macaristan’da kaybeden sadece Orban mı? |
Sonda söyleneceği baştan söylemek gerekirse demokrasinin çalışması iyi ve sevinilecek bir şey. Dünya siyasi tarihi son tahlilde iktidarların nasıl değişeceğinin kavgası üzerine kurulu. Aile içi cinayetler, boğdurulan veliahtlar, rakiplerin katli, isyanlar, asılan krallar, seçimler, darbeler ya da yöneten parti/sınıf içi açık-kapalı seçimlerin hepsinin derdi bu iktidar değişikliğinin nasıl olacağı üzerine.
Macaristan’da 16 yıldır önce liberal söylemlerle iktidara gelen sonra basından yargıya kadar hepsinin üstünde geniş bir kontrol kuran, ülke dışında Rusya ve ABD’de demokrasi karşıtı güç merkezleri ile iş birliği yapan Viktor Orban kaybetti. Demokrasi ölüyor mu tartışmaları arasında bu sonuç sevinilecek bir gelişme. Bu seçimde de Orban kalsaydı ne olurdunun üzerine düşünmek bile meseleyi okumak için önemli.
Modern siyasal paradigmada en iyi metot halk oyu ile yeni iktidarın belirlenmesi, seçimlerin eşit ve adil kampanyalarla gerçekleştirilmesi ve iktidar süresinin de kısıtlı olması. Orban’ın seçimle değişmesi bu mekaniğin aksak da olsa işlediğini gösteriyor ki bu, gidenin ve gelenin kimliğinden azade iyi bir şey. Böylesi bir iktidar değişikliğinden en azından ilkesel olarak mutlu olamamak bile aslında sevin(e)meyenlerin zihnindeki düzenin nasıl olduğuna dair fikir veriyor.
Üstüne de Rusya ile inanılmaz derecede iç içe geçmiş, Arjantin’den İtalya’ya, Netanyahu’dan Trump’a ve Le Pen’e kadar göçmen karşıtı, otoriter eğilimli ve büyük oranda İslamofobik aktörlerin destek videoları çektiği Orban’ın gitmesine sevinememek demokratik sistemle barışık olmamanın ötesinde ahlaki olarak da sorunlu bir tutuma işaret ediyor.
Macaristan seçimi küçük bir ülkede iktidar değişikliğinin ötesinde sembolik anlamlara sahip. Birincisi, jeopolitik olarak Ukrayna karşısında AB’nin yaptırım ve Ukrayna’ya destek kararları sürekli Orban’ın vetosuna takılıyordu. Ukrayna için düşünülen 100 milyar Euro’ya ulaşan kredi paketi........