menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçeride olan bitene dışarısı neden sessiz?

35 0
06.06.2026

Devletlerin kendi vatandaşlarına nasıl davrandığı sadece o devleti ilgilendirir, uluslararası toplumun bu konuda yapacağı da söyleyeceği de bir şey yoktur yaklaşımı terk edileli çok oldu. Artık başta demokrasi ve insan hakları olmak üzere içeride olan bitenler öncelikle uluslararası kuruluşların sonra da bu konuda hassasiyet gösteren ülkelerin ilgi alanına giriyor.

Pratik uygulama pek böyle değil tabii. Ülkelerdeki insan hakları ihlalleri ya da daha ağır suçlar karşısında diğer devletlerin tepkilerini o devletlerin çıkarları belirliyor. Nitekim mutlak butlan kararı ile ana muhalefet partisinin doğrudan devlet inisiyatifi ile şekillendirilmesi girişimine dışarıdan gelen düşük tepkiler içeride yüksek beklentiye sahip olanları hayal kırıklığına uğrattı.

Öncelikle Türkiye’nin geleceğine karar verecek olanın ülke içindeki gelişmelerin, siyasi aktörlerin, sivil toplumun ve kitlesel tutumların olması gerektiğini kayda geçirmek gerek. Dış aktörlerin içeride yaşananlarla örtüşen öncelikleri ya da içerideki aktörlerin dışarıyla kurdukları etkileşimler mutlaka etkili olmuştur. Ancak bugüne kadar büyük ölçüde süreçler içerideki “yerli” dinamikler ile gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Aralık 2002’de daha seçime bile girmeden Beyaz Saray fotoğrafıyla içeri verdiği mesajı bu çerçeveye oturtmak mümkün. Ya da AK Parti’nin seçimlerde hak ettiği ancak devlet katında kendisine sunulmayan meşruiyeti Avrupa Birliği sürecinde ve Avrupa başkentlerinde araması da aynı mantığın yansıması idi. Ancak nihayetinde bu fotoğraflar ülke içinde yaşanan bir iktidar değişiminin dış aktörlerin beklentileri ile örtüşmesinden kaynaklandı. Yoksa dışarının planlarının içeride hayata geçmesi değildi.

Şimdi Türkiye’de en az 2002’deki kadar ağır bir vesayet dönemi........

© Karar