Bürokratik akıl siyasi akıl…

Ankara’da uzun süredir devam eden, aslında neredeyse her yeni kabine açıklandıktan birkaç ay sonra başlayıp hiç bitmeyen, başkentteki bir kesimin milli sporu haline gelen kabine değişikliği tartışması şimdilik bitti. Her zaman olduğu gibi “Reis 3 bakan dışında hepsini değiştirecek” dedikodularının altı yine boş çıktı ama çok geçmeden aynı senaryoların dolaşıma girmesi vakayı adiyeden olduğu için yine şaşırmamak gerekecek.

Senaryolar ve iddialar ne kadar değişirse değişsin herkesin beklentisi Adalet ve İçişleri Bakanlarının değişmesi idi, bu da gerçekleşti. Yeni gelen isimler, atanan kişiler özelinde yeni döneme dair önemli işaretler veriyor. Ama sağlıklı olan yeni dönemi en azından bir süre izleyip ona göre değerlendirme yapmak.

Son iki bakan ataması, koltuğa oturan iki kişinin geçmişinden, duruşlarından bağımsız olarak Ankara’da uzun süredir devam eden bir süreci teyit ediyor. O da siyasetsizleşme…

AK Parti’nin siyasal kaslarının zayıflamasının hem sebebi hem sonucu olarak yürütmenin siyasal olandan bağımsızlaşıp devlet aklına teslim olduğu bir pratik yaşanıyor. Başkanlık sistemi ile bakanlar dahil yürütmenin tüm unsurlarının hem meşruiyet kaynağı hem de hesap vereceği makam artık tek bir kişi. O da cumhurbaşkanı.

Başkanlık sisteminin mantığı bu zaten, ne bekliyorduk ki!” denebilir. Ama mesele tam olarak öyle değil. Normalde başkanlık sistemlerinde güçlü devlet başkanını denetleyen güçlü bir meclis, ona eşlik eden dinamik bir sivil toplum, hepsine katkı sunan özgür bir basın ve tüm süreçlerin hukuka uygunluğunu denetleyen saygın bir yargının da mevcut olması gerekiyor.........

© Karar