We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Labirentindeki İmge-İnsan

5 3 0
31.03.2022

Kendisini esasen ‘düşünce tarihçisi’ olarak niteleyen Michel Foucault, ömrünün son döneminde, belki de tüm çalışmasının zaten varması gereken ‘doğal’ aşama olan ‘kendilik teknolojileri’ sorunuyla uğraştı. Foucault’ya göre, insan tözsel bir varlık değil, tarihsel bir vehimdir. Hakikat oyunlarının, iktidar ilişkilerinin ve kendilik teknolojilerinin ‘spekülatif’ sonucudur. Kurgusaldır. Değişmez bir öz’e sahip değildir: Spekülatif özne, dersem, belki de bağışlanabilir ölçüde bir ifrada kaçmış olabilirim. “Özne bir töz değildir; özne bir biçimdir ve bu biçim öncelikle ya da daima kendisiyle özdeş değildir.” (1) Foucault, bu sözlerle, bir ölçüde tanımlanabilir, yani hafızalarımızın alabileceği bir ‘spekülasyon’ koyuyor önümüze: Ancak bu ‘spekülatif özne’ kavramı (ki bu kavramı ben öne sürüyorum) içinde yepyeni, akla hayale gelmeyecek, yeni özgürlükler alanlarını barındırıyor içinde: Şu: İnsan, şimdi olduğundan daha başka bir şey olabilir.

Bu bahsi açmamın asıl nedeni, ‘En Büyük Anlatı: Kültür’ün insanı yoğurup, biçimlendirip, belirleyip ‘doğurduğunu’, hatta ‘imal ettiğini’ söyleme çabamdır. Foucault da, ‘evrensel bir özne’ olmadığını, öznenin içinde yaşanılan kültür, uygarlık, zaman ve mekân vs. ‘göre’ kurgulandığını, ve hatta öznenin bizzat kendisini kurguladığını ima eder. Ki ‘hakikat oyunları’ tabiri ‘hakikat’in evrensel........

© Karar


Get it on Google Play