We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

90'lı yıllarda paradigma değişmişti

4 2 0
21.07.2022

Sizlerden neredeyse bir ayı aşkın bir sür uzak kaldım. Yıllık izin biraz fazla uzun sürmüştü. Çok yorulmuştum; nerdeyse birbiri ardına yazdığım 54 yazı iflahımı kesmişti. Yazılarımı okuyanlar klasik gazete yazısı yazmadığımı, gazete yazsısının sınırlarını ve muhtevasını zorlayan “canhıraş” yazılar yazdığımı fark etmişlerdir. Her bir yazımda kültür(ümüz)ün temas edilmemi sorunlarına dokunmaya ve girilmemiş dehlizlerin girmeye çalıştığımız tanıklarıdır. Bu ara beni hem sizden hem de yazma ritmimden biraz uzaklaştırdı. Yazmayı çok özledim.

Bu arada edebiyat ve şiir ortamımızda yeni gelişmeler oldu, yeni kitaplar çıktı. Bunların arasında başka birçoğunun yanı sıra Metin Kaygalak’ın Everest Yayınlarından bir arada yayımlanan Toplu Şiirleri “Siyah Divan” en dikkat çekicilerinden biriydi. Bu kitap aracılığıyla yaklaşık 15 yıllık bir şiirsel dönemi yeniden hatırladık ve gözden geçirdik. Şairin ilki 1998’de, sonuncusu 2013’ta basılan kitaplarının toplamı dikkatimi ve ilgimi ben de aynı dönemin şairlerinden biri olduğum için yeniden 90 Şiiri’ne çevirdi. Şu kesin ki 80 Şiiri ile 2000’ler şiirinin arasında bir geçiş dönemi olarak görülen ve çokça da görmezlikten gelinerek hakkı yenen bir şiirdir 90 Şiiri. Bu gerçeği Kaygalak’ın kitabı bir kez daha görünür kıldı. Bu nedenle 90’lı yıllar şiiri, ele aldığı sorunlar ve dönemin toplumsal ve siyasal meselelerine yeniden yakından bakmak gerektiği düşündüm. Zira bu dönemde şiirimiz farkında olarak ya da olmayarak, şiirimizin önünde bir engel halini alan II. Yeni’den ilk kez uzaklaşılan, merkezine varlık sorununu temel alan, şiirimizde bireyin ilk kez bir hacim ve derinlik kazandığı bir şiirdir. Bu bakımdan çok özgün ve sahicidir. Şiir içi şiirsel bir refleks değil, hayatın ve yaşanan çağın dayatmasını hissederek verilen yaşamsal ve şiirsel bir tepkidir. Toplayıcı (yani izlenimci) bir gelenekten gelen şiirimizde görülen ilk varoluşsal ve dışavurumcu tepkidir. Bu dönemde şiirimizin ayakları yere basmıştır. Öyle ki şairlerimiz yerkürenin cehennemi azabını iliklerinde hissederek yaşamıştır.

***

Sadece kronolojik olarak arka arkaya geldikleri için 80’li yılların devamı olarak ele alınması alışkanlık haline getirilen 90’ların aslında 80’li yıllardan ve kendisini takip eden 2000’li yıllardan birçok yönden nasıl da tamamen farklı bir on yıl olduğunu açıklama fırsatı veriyor en azından. Şunu çok kesin olarak söyleyebilirim: 90’larda dünya tamamen farklı bir paradigma içine girmişti. Onu 80’li yıllara dek gelen tarihin normları ve kavramlarıyla değerlendirmek çok yanlıştır ve çok yanlış sonuçlar verir. Ben bu sınırlı gazete yazısında mümkün olduğu oranda kendi poetik serüvenim içinde 90’ların toplumsal, kültürel, iktisadi, siyasi ve şiirsel pozisyonunu değerlendirmeye çalışacağım. Öncelikle dönemi tanımlamaya çalışmak gerekiyor. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle başlayan ve 2001’de İkiz Kuleler’in........

© Karar


Get it on Google Play