menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tekdüze düşünmek ya da…

23 2
yesterday

Ayakkabılara alışırız. Pantolonlara, ceketlere, kravat ve eldivenlere alışırız. Aynı yoldan yürümeye alışırız. Aynı duraktan otobüse binmeye alıştığımız gibi saçımızı hep aynı yöne taramaktan vazgeçmeyiz. Kuaförümüz hiç değişmesin isteriz. Bir kere sevdik mi yatağımızı ne yana dönüp uyuyorsak hep o tarafı tercih ederiz. Kalıp cümlelerimiz olduğu kadar sık kullandığımız kelimeler vardır. Onlara da alışırız. Hayatımız bir alışmak ve alışkanlıklar parentezidir. Nicesinden kurtulmaya niyetlenir, çaba sarf eder fakat bataklıkta çırpınan kişi misali gittikçe dibe batarız. Alışmak güçlü olduğu kadar zayıf yanımızdır. Alışkanlıklarla kurulur, varolur, yıkılırız. Yenileyemediğimiz, kırıp büküp de yerine başkasını koyamamadığımız alışkanlıklar bir de bakarız ki tuzağımız olmuş. Ona yakalanır vahşi hayvanlar gibi acı çekeriz. Sadece bedenimizin değil belki asıl zihnimizin alışkanlıklarıdır değişmeyen, kireçleşerek bizi kırıp döken. Ruh da, zihin de beden gibi sürekli teyakkuz ister. Beden ve zihin sağlığımız gelişme kadar ayakta kalmasını alışkanlıkların çarpan etkisine borçludur.

Bizden önce oluşmuş nice sosyal alışkanlıkların içine doğarız. İnsanlar ses tonları, davranışları, yazılı olmayan kurallarıyla bizi onun çemberine alır. Başlangıçta bir güven havası bile oluşturur bu çember. Gün gelip de biz olmaya, değişip gelişmeye, ruhun ve bedenin kalıbına sığmamaya başladığımızda gerilim ve........

© Karar