Köşeli kültür açık kültür...

Kültüre neşve veren kaynaklar zamana, dile, mekana ve tarihe göre değişkenlik gösterir. Süreklilik arzu edilir bir kavramdır fakat onu asıl ayakta tutan değişimdir. Beklenir ki hemen her değişim doğal süreçler içinde oluşsun. Fakat tarih buna izin vermez. Tarihin doğası diğer bileşenlere nazaran daha sert ve belirleyicidir. Tarih söz konusu olduğunda önemli olan toplumun hangi eşikte durduğudur. Toplumsallık vasfının sağlam kurulduğu yerde dış etkilerin nüfuzu daha zordur. Çoğunlukla savaşlar, kültür istilalarını getirir. İstila ile birlikte gelen değişimin gücü, uğradığı toplumun direncine göre şekillenecektir. Mesela Büyük İskender, Hindistan’a doğru yol aldıkça istilaya bağlı bir kültür de taşır. Fakat geri çekildikçe, yerel kültürlerin doğasını alt edemez. Çünkü mevcut kültürlerin tarihsel bağlamları hem geleni içselleştirecek hem de kendiliğini koruyacak derinliktedir. Pers kültürü bunun en net örneğidir. Doğudan batıya asırlarca gelip giden kültür akışı güçlülerin tarihini yansıtır. Nüfus büyüklüğü dil yapısı ayrıca belirleyicidir. Çin bu bağlamda en korunaklı kültür olmakla beraber istilacı karaktere sahip olamamıştır. Köşeli kültür sayılabilir kolaylıkla Çin kültürü. Köşeli kültürler değişime değil dirence meyillidir. Bu meyil başkalarının modelini giyindikçe yol alır. Nitekim günümüzde Çin, kapitalizmi üzerine en uygun şekilde uydurmuş tipik bir köşeli kültürdür. Merak edilen soru şudur; kapitalizm Çin’i altüst mü edecek yoksa Çin yeni bir kapitalizm mi yaratacak? Galiba ikincisi gerçekleşecek.

Bütün Mezopotamya kültürleri başta olmak üzere Arap ve Fars kültürleri, Eski Yunan, Latin ve Batı kültürleri açık kültürlerdir. Yaşadığı onca alfabe değişimi, din, coğrafya ve buna bağlı dil ve tarih basıncına bağlı olarak bizim kültürümüz de açık........

© Karar