Biz ne yapıyoruz ya da bize ne yapıyorlar?

Gördüğüm şeyi ilkin soyut bir resim sandım. Ressam hayal gücünü devreye sokarak ışık, renk, cisim ve hareketten oldukça çağrışımlı bir atmosfer yaratmıştı. İki yanda uzanan ışık saçakları sağanak etkisi yapıyor en uçta buluştuğu takın üstünden yukarı süzülen başka ışıkla birleşiyordu. Perspektif nedir diye sorulsa öndeki geniş yoğunlaşmadan en uçtaki dar bitişe kadar paralel akan bu uyum örnek verilebilirdi. Böylece yakın ile uzak arasındaki mesafenin sertliği kayboluyor yumuşak ve şen bir uyum gözü okşuyordu. Doğrusu ilk görüşte resim sadece ilgimi çekmedi aynı zamanda onu birden sevdim de. Böyle kalsaydı bir anlık buluşmanın şuuruyla belki sonsuza dek içimde yaşayacaktı. Duyduğumuz hoş sesler gibi gördüklerimiz de sonsuza dek kaybolmazlar. Bir yerde tatlı uyuşuklukla mayalanıp gevşetler. Sonra da beklenmedik bir zamanda başka bir anı veya şekli kıvılcımla ateşlerler. Zihnimizin çatısından kayıp düşerler.

Duyduklarımız, gördüklerimiz, tadına vardıklarımız yanıltır çokça bizi. İnsan yanımız inanmak kadar aldanmaya, gerçeğin yolundan sapıp hayallerin yıldızındaki kuyruğa uzanmaya teşnedir. Anın bize sunduğu akış lezzetli bir yemeğin istediği küçük bir tuz serpintisi gibi gerekli olsa bile aklımızın eleği hızla devreye girip bizi durdurur. Bu kez de öyle oldu. Yüzümdeki ışık kadar içindeki hayret sönümlendi. Geri çekildim. Az önce beni bambaşka alemlere götüren el kadar resme geri döndüm. Hayır hayır, bu soyut bir çalışma........

© Karar