‘Mary’nin küçük bir kuzusu vardı’ ya da kültürde arkeoloji |
18 Haziran 1877’de Thomas Edison en büyük icadını yapmıştı. Fonograf üzerine ses kaydetmeyi ekibiyle birlikte başarmıştı. Ses biraz bulanıktı fakat amaç gerçekleşmişti. Böylesi bir durumda kayda geçirilecek ilk söz ne olabilirdi? Bir mırıldanma, bir çığlık yeterli olur muydu? O günün tarihinin söylenmesi yeterli değil miydi? Hayır hayır onun kaydettiği ilk söz İngilizce bir çocuk şarkısına aitti; ‘Mary’nin küçük bir kuzusu vardı.’ Dışarıdan bakıldığında son derece yalın, anlaşılır ve kurallı bir cümleydi bu. Eksiği veya fazlası yoktu. Teknik bir cümle değildi. İstek belirtmiyordu. Yakarı, dua, dilek hiç değildi. Heyecan yoktu içeriğinde. Mary adında bir kadın ve onun bir küçük kuzusunun varlığını ifade ediyordu. Hem geçmişi hem de şimdiyi birden karşılıyordu ayrıca. Sakin bir ifadeydi. Acaba öyle miydi? Geleceği adeta kontrol adına almanın ilk adımını atan Edison’un ağzından kendiliğinden mi dökülmüştü bu söz? Yoksa delice bir dehayla çok saklı bir bilincin sürçüvermesi miydi? Şiirin hala hükümran olduğu bir çağda şiir mi kurucu rolü üstlenmişti? Neden Elizabeth’in küçük bir ağacı vardı, Helena’nın küçük bir sıpası vardı demiyordu da ‘Mary’nin küçük bir kuzusu vardı’ diyebilmişti. Kaynağını hiçbir şekilde bilemeyiz böylesi hallerin ve başlangıçların. Ancak sonuç bugünden geriye baktığımızda yoruma imkan veriyorsa beri durmayız.
Dil, Saussure’ün söylediği gibi ‘ihbarcı’ ise eğer o sözü kimin söylediği kadar neyi söylediği de önemlidir. İhbar, haber kökenli bir kelimedir ve içinde mutlak bir mesajı da taşır. Bir sözü ciddiye almamızın nedeni onun ne ölçüde bilgi getirdiği ve ne derecede........