Bütün otokratların dilinde aynı hikaye |
Demokrasinin ve hukuk düzenine en büyük tehdidin aşırı yetki kullanmaya hevesli liderlerden geldiğini hem kendi tecrübelerimizle, hem de dünyadan örneklerle biliyoruz. Seçimle gelen ve iki seçim arasındaki parantezde kendisini sadece seçilmiş olmaya bağlı hisseden başkanlar, başbakanlar vesaire bugün, demokrasiyi doğduğuna doğacağına pişman eden kurnazlıkla hüküm sürüyorlar. Hukuk şöyle dursun, herhangi bir ahlaki kuralı umursamadan, sadece yapabildikleri kötülük yapıyorlar.
Topluma ve muhaliflerine ellerinin ağır olduklarını göstermek için daha çok sertlik ve daha çok baskıdan başka yol bilmiyorlar. Yetki tamamen ellerine geçtiği zaman siyasi rekabetten asla hoşlanmıyorlar.
Şiddetli bir popülizm, sahte propaganda faaliyeti, algı ve manipülasyon ile sömürülebilecek ne kadar değer varsa hepsini sömürme cesareti de bu liderliklere eşlik ediyor. Her gün daha büyük yalanlar ve sonra daha büyük bir yalan. İktidarlarının devamı için retorikten başka bir şeye ihtiyaçları bulunmuyor.
Hepsinin ortak iddiası; ülkelerinin askeri veya ekonomik tehdit altında olduğu ve eğer kendisi iktidarda olmazsa tehditlerin asla savuşturulamayacağıdır. Çoğu kez gerçekte var olmayan bir tehdidi üretirler veya küçük çaplı........