Ankara’da böyle anlaşmalarla ilgilenen birileri var mı?
Bugünlerde keyifliyiz… Yakın coğrafyamızda; Suriye’de zamanında kendi başımıza açtığımız problemleri bir ölçüde halletmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşayalım. Bu da bir gelişme elbette ve orada kendi kendimize ürettiğimiz sorunu aşacak kadar ağırlığımız var.
Her fırsatta bölgede ve dünyada bizden habersiz adım atılamayacağını, biz olmadan hiçbir şeyin çözülemeyeceğini tekrarlayarak kendimizi rahatlatmamızda da sorun yok.
Artık ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e laf edemiyoruz ama mesela bazen coşup Avrupa’yı adam yerine koymamak gibi hallerimizin de tadını çıkaralım.
İsterseniz olur. Para ve fırsat kaybetmeyi göze alırsanız dış politikayı böyle yürütebilirsiniz. İçeriğini önemsemeden yahut kazanılanın kaybedilenin hesabını yapmadan güçlü ve büyük ülke nakaratını tekrarlamak moral verici olabilir. Göğsümüzü de kabartabilir ki malum şu sıralar fena halde öyleyiz.
Ne yazık ki dünya bizim kendi kendimize anlattığımız hikayenin dünyası değil.
Dünyada içinde bolca dış politika planlaması olan ama daha çok ekonomi odaklı önemli şeyler oluyor.
Mesela, bizden çok daha zengin ve güvenli olsa da hâlâ bizi kıskanan Avrupa (AB) ülkeleri bir yandan ABD’ye kafa tutarken öte yandan Hindistan’la oldukça geniş çerçeveli bir serbest ticaret anlaşması imzalıyor.
Hindistan ile AB’nin toplam nüfusu 2 milyar ve ekonomileri dünya gayri safi........
