Kelâm, Fıkıh ve Tasavvuf’un ahlâkla ilgisi
Bin yıldan fazla bir zamandır devam eden geleneğe göre temel İslâm ilimleri Tefsir, Hadis, Kelâm, Fıkıh, Tasavvuf ve Arap dili alanlarından oluşur. Bunlardan Tefsir ve Hadisin asıl işlevi Kelâm ve Fıkha malzeme sağlamaktır. Ayrıca kaynak eserleri anlamak için alet konumunda olan Arapça dil bilimleri de kurulup gelişmiştir. Halen İlâhiyat Fakültelerinde bu sistem devam etmektedir.
Sonuçta Müslüman dünyada üç aslî ilim gelişmiştir: Kelâm, Fıkıh, Tasavvuf.
1. Kelâm. Merhum âlim Ömer Nasuhi Bilmen’in tanımıyla Kelâm, “Allah’ın zatından ve sıfatlarından, nübüvvet konularından, başlangıç ve sonuç itibariyle kâinatın hallerinden İslâm kanunu üzere bahseden bir ilimdir” (Muvazzah İlm-i Kelâm, İstanbul, ts., s. 5). Allah’ın zat ve sıfatlarıyla alakası bakımından -ahlâkî olanları dâhil- tüm insan fiilleri (efʿâlü’l-ibâd) de Kelâm ilminin konuları arasında yer alır.
Fakat Kelâm uleması her ne kadar “Efʿâlü’l-ibâd” başlığı altında insandan yahut insanın fiillerinden bahsetseler de merkezî konu insan değil, Allah’tır; yani asıl konu ahlâk değil, ilâhiyattır. Bu da normaldir; çünkü Kelâm ilminin temel meselesi Allah’ı anlamadır. Kelâmdaki ef‘âlu’l-ibâd konusunda insan, ahlâkî özne olması itibariyle değil, kul olması itibariyle konuya dâhil edilir.
Muʿtezile Kelâm hareketinin özgürlük ve ahlâk savunucusu olduğu sıkça vurgulanırsa da bu yanıltıcı olabilir. Zira Muʿtezile’nin en önemli iki ilkesinden ‘tevhid’ hakkındaki meseleler zaten ulûhiyete dairdir.........
