menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilimin ahlâk ve maneviyata ihtiyacı

66 0
19.08.2026

Geçen yılın sonlarında ABD Başkanı Donald Trump’ın “Dünyayı 150 kez yok edebilecek kadar nükleer silahımız var” diyerek adeta dünyayı tehdit ettiğini hatırlıyorum. Ne yazık ki dünyanın, üzerindeki - Trump dâhil- bütün mahlukatla birlikte yerle yeksan olması, bilgisayarın tuşlarına ulaşmak kadar kolay hale geldi. Lübnan asıllı Fransız vatandaşı ünlü edebiyatçı Emin Me’luf (Amin Maalouf), birkaç yıl önceki Türkiye ziyareti sırasında bu tehlike karşısında duyduğu kaygıyı şöyle ifade etmişti:

“…Bir süredir dünyanın kötü gittiğinden, büyük bir krize sürüklendiğinden kuşkum kalmadı… O kadar kötü gidiyoruz ki bizi sadece bir mucize kurtarabilir…”

Sıradan insanlar yeterince fark etmiyor olabilir ama bu haliyle bilimin ve onun ürettiği teknolojinin dünyayı yok olma felaketine doğru götürdüğü yönünde entelektüellerde ciddi kaygılar, korkular var. Şu anda bile insanlık âlemi yarını görmeyebilir.

Dünyayı bu küresel korkuya, ‘kutsala saygısı olmayan’ anlamında materyalist bilim getirmiştir. Japonların geçenlerde 81. yılını andığı Hiroşima ve Nagazaki faciaları bir sadece uyarıcıydı.

Bilim, -Duverger’in Batı’nın İki Yüzü (Doğan Yay., s. 221) adlı eserindeki deyimiyle- “nicel başarıları” sayesinde Kilise Hıristiyanlığını yendi ama “hayatın nitel yönünde başarısız” oldu; Kilisenin yanlışları yüzünden manevî ve ahlâkî alanda yıkıcı sonuçlar doğurdu (küresel soygun, lgbti, pedofoli vs. vs…)

‘Yeni dünya düzeni’ denilen çağdaş küresel sömürü çarkı........

© Karar