Sıra artık İran’a gelmişe benzer…

İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika ile ilişkileri hiçbir zaman iyi olmadı. Ne Amerika Tahran’daki büyükelçiliklerinin basılmasını unuttu ne de rejim “büyük şeytanla” barışmak için çaba harcadı. İran savaşmayı, mücadele etmeyi, Suriye’de, Lübnan’da, Irak’ta ve Yemen’de ileri karakollar kurmayı, nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmayı seçti. Amerika da onu sürekli taciz etti.

Ambargolar uyguladı, bölgedeki müttefikleri aracılığıyla çevrelemeye, savaşlarla hırpalamaya çalıştı. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın yanlış hesaplara dayalı 70 binden fazla insanın hayatına mal olan, İsrail’e soykırım yapma imkânı sağlayan saldırısı ise İran için sanırım sonun başlangıcı oldu. Önce Gazze ve Lübnan’daki müttefikleri ağır darbe yedi, ardından da Suriye üstündeki hakimiyetini kaybetti.

Nükleer programı da İsrail ve Amerika’nın koordineli müdahalesiyle ciddi zarar gördü. Yemen ve Irak’ta hala kendisine yardımcı olabilecek bir zemin var ama onlar da Amerika’nın kararını etkileyecek mahiyette değil. İran balistik ve seyir füzeleri, uzun menzilli dronlarıyla da belki Amerika’nın bölgedeki ortaklarına zarar verebilir. Ancak risk almayı ve zafer kazanmayı seven Trump Yönetimi için bunlar caydırıcı olur mu kestirebilmek zor.

Amerika önemsese önemsese İsrail’i önemser. O da zaten New York Times’ın geçtiğimiz günlerde........

© Karar