menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kritik günlerden geçerken...

30 0
29.03.2026

28 Şubat’ta İsrail ve Amerika’nın hava akımlarıyla başlayan savaş dün itibarıyla bir ayını geride bıraktı. Eğer Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın kolaylaştırıcılığındaki süreç 6 Nisan’da nihai sonucuna, yani ateşkese ulaşmazsa savaşın daha da derinleşmesi, daha da yaygınlaşması kaçınılmaz görünüyor.

Bir yandan Amerika sınırlı da olsa karadan bir müdahaleye hazırlanırken ve İran’ın sivil altyapısını hedef alacağını söylerken, diğer yandan İran Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapayacağını ilan ediyor. Suudi Arabistan ve BAE de belli ki savaşa fiilen katılmayı planlıyor. Yakın zamana değin görece sessiz kalan Husiler Kızıldeniz trafiğini engellemeyi hedefliyor.

Etkilerini bölgesel boyutta hissettiren, Lübnan’dan Irak’a ve tabii ki Basra Körfezine yansıyan savaş, eğer bir an önce sona ermezse tam da İsrail’in istediği, arzu ettiği gibi muhtemelen bizim dışımızdaki tüm potansiyel hasımlarına yıkım getireceğe hem Arap dünyasını hem de İran’ı derinden sarsacağa benziyor.

Sahada cephanelerin tükenmesi, ağır mali külfetlerin doğması, Trump’ın kendi ülkesinde giderek daha fazla zorlanması, İsrail’in tahmin ettiğinden daha ağır bir bedel ödemeye başlaması, inisiyatif üstünlüğünün İran’a geçmesi gibi nedenler ateşkesin sağlanabileceği konusundaki umutları güçlendiriyor.

Masada ise aynı şeyi söylemek zor. Çünkü tarafların basına sızdırılan karşılıklı taleplerinde ortak bir nokta bulmak neredeyse imkânsız. Amerika’nın........

© Karar